KÜLTÜR-SANAT

Cupido ve Psyche – Aşk Üzerine Aforizmalar

MS 1. yüzyılda yaşayan Apuleius; ana karakterin eşeğe dönüştüğü, dönem insanını ve tutkularını alaycı bir dille eleştirdiği, Türkçeye Başkalaşımlar-Altın Eşek diye çevrilen bir kitap yazmış. Bu kitabın bir bölümünde bir kadın bir masal anlatır. Bu masalın konusu ruh ve aşk üzerinedir. Bu hikâye üzerine de birçok resim çizilmiştir. Hikâyeyi özetlemeden önce Roma tanrılarının daha çok bildiğimiz Yunan mitolojisi isimlerini ve neyi temsil ettiklerini açıklayacağım. İyi okumalar.

  • Psyche: Ruh
  • Cupido – Eros: Aşk
  • Venüs – Afrodit: Tutku – Cinsellik
  • Iuppiter – Zeus: Yaratıcı – Tanrıların Babası
  • Ceres – Demeter: Bereket Tanrıçası
  • Proserpina – Persefon: Yer Altı Tanrısının Eşi – Gençlik

Ülkenin birinde bir kral ve kraliçe, güzellikleri dillere destan 3 kızıyla birlikte yaşarmış. Üçü de çok güzel olmasına rağmen en küçüğü olan Psyche’nin güzelliği tanrıçaların seviyesindeymiş. O kadar güzelmiş ki onu gören insanlar karşılarındaki kız tanrıça Venüs’müş gibi tapınmaya başlamış. İki dedikodu dolanmaya başlamış ağızdan ağıza. Biri Venüs’ün tanrısal lütfunu bırakıp insanların arasına karıştığını, diğeri ise doğanın yeni bir Venüs doğurduğunu anlatmış. Kimse Venüs tapınağına gitmemeye, bu tapınaklar bakımsız kalmaya başlamış. Bunun yerine kızı görmeye ve tapınmaya gidiyorlarmış.

“Güzel bir ruh, dış güzellik/cinsellikten çok daha güzeldir.”

Venüs bu durumu öğrendiğinde öfkeden deliye dönmüş ve oğlu Cupido’yu çağırmış. Kızdan intikamını onu en yoksul ve en işe yaramaz insana âşık ederek almak istemiş. Fakat kızın başında bir bela varmış zaten. O kadar güzelmiş ki kimse ona kendini eş göremiyormuş. İki ablası da evlenmesine rağmen Psyche evde kalmış. Bir kâhine gitmişler ve şu kehanetlerle geri dönmüşler.

“Cupid and Psyche” by William-Adolphe Bouguereau

Yüksek bir dağın uçurumuna çıkar kızını, korkunç düğünü için süsle, hiç ümitlenme ölümlü soydan bir damadın olacak diye, çünkü kızın gaddar, vahşi, yılana benzer bir yaratık ile evlenecek; kanatlarıyla göğün doruğunda uçuşup her şeyin canını sıkan, ateşi ve kılıcıyla hareket eden ne varsa yakıp yıkan, Iuppiter’i bile tir tir titreten, tanrıları dehşete düşüren, nehirleri, Styx’in bile gölgelerini ürperten.” (Daha sonradan Psyche, Cupido ile evleneceği için bu tanımlar aşkın tanımıdır.)

Bu kehanetten hoşlanmasalar da el mahkûm kadere boyun eğmişler. Babası Psyche’yi uçurumun kenarına bırakmış ve evine dönmüş. Bir süre sonra bir rüzgâr esmeye başlamış ve bu rüzgâr Psyche’yi bir sarayın kenarına baygın halde bırakmış. Gücünü topladığında sarayın içine girmiş. Girer girmez hazine odasının parıltısıyla gözleri kamaşmış. Ama asıl garip olansa bu hazineyi koruyan hiçbir şeyin olmamasıymış. Ne zincir, ne süngü, ne bekçi; hiçbir şey yokmuş.

“Güzel bir ruh ile aşkın hazinesi arasında hiçbir engel yoktur.

”Cupid and Psyche” by François Gérard

Bulunduğu sarayın kocasının sarayı olduğunun farkındaymış ve onunla tanışmak için sabırsızlanıyormuş ama kocası her gece mumlar söndükten, zifiri karanlık çöktükten sonra gelir; sabaha kadar konuşur, dertleşir, birlikte olurlar, sabah gün ağarmadan da gidermiş. “Bu aşkın mutluluk kaynağı bu bilinmezlik.’’ demiş Cupido ve eklemiş “Ne yüzümü görmelisin ne de ismimi öğrenmelisin.” Kısa sürede kocasını çok seven Psyche bu duruma ikna olmuş ve böyle yaşamaya alışmış. Ama bir süre sonra Psyche ailesini özlemiş ve ablalarını saraya getirmek için izin istemiş. Cupido da mutluluklarına gölge düşürecek öğütleri dinlememesi karşılığında kabul etmiş ve Psyche’yi saraya getiren rüzgâr, Psyche’nin ablalarını da getirmiş. Ablaları karınlarını doyurup hazineden hediyelerini alınca içlerini fesatlık ve kıskançlık kaplamaya başlamış. Bir dedikodu uydurmuşlar. Geceleri dolanan kocaman bir yılandan bahsetmişler. Dağların tepesinde ve uçurumlarda dolaşırmış. Sonra kehaneti hatırlatmışlar, kaderindeki canavarı söylemişler. Gece kocası uyuduktan sonra onun yüzüne bakmasını ve canavarı öldürmesini öğütleyerek gitmişler.

“Ruhu ele geçiren kıskançlık ve fesatlık, aşkı öldürür.”

”Amor and Psyche” by Jacopo Zucchi

Kocasının kim olduğunu görmeyi kafasına koyan Psyche eğer bir canavarsa kocasını öldürmeye de kararlıymış. Cupido uyurken sessizce yatağından kalkmış, bir eline yanan bir mum diğer eline ustura alıp Cupido’nun yanına gitmiş. Mumu yaklaştırıp Aşk Tanrısını gören Psyche elinden usturayı düşürmüş ve kocasını öpücüklere boğmaya başlamış ama bir süre sonra mumdan damlayan kızgın damla ile uyanan Cupido, Psyche’nin sözünü tutmadığını görüp ortadan kaybolmuş. O anda Psyche’nin içini derin bir keder kaplamış.

“Aşksız kalan ruh kedere boğulur.”

Ablalarının öğüdü üzerine eşini kaybeden Psyche, bir intikam istemiş. Önce büyük ablasının yanına gidip olanları anlatmış ve “Cupido dedi ki madem beni öldürecektin, ben de senin kardeşinle kutlu bir evlilik yapayım da gör gününü” demiş. Ablası bir hışımla uçurumun yanına koşup kendini rüzgâra bırakmış ama önceden onu saraya götüren rüzgâr esmemiş. Sivri kayalıklara düşüp parçalanmış. Ardından diğer ablasının yanına gidip aynı oyunu oynamış ve onun da ölümüne sebep olmuş. Yine de içindeki kederi dinmemiş.

“Aşksız kalan, terk edilen bir ruhun yapabileceği kötülüklerin sınırı yoktur fakat terk edilmenin acısını dindirebilecek hiçbir eylem de yoktur.”

Cupido’yu bulmak için dünyayı dolaşmaya başlamış Psyche fakat hiç iz yokmuş. En son bir dağın tepesinde bir tapınak görmüş ve orada olduğunu düşünmüş. Dağın yolları hep taşlık ve kayalıkmış ama Psyche bunu düşünecek durumda değilmiş. Eziyet dolu bir yolu çıktıktan sonra Ceres’in tapınağına varmış. Ceres kendisine görünmüş ve ortalıkta çok dolaşmamasını, Venüs’ün her yerde onu aradığını, en büyük cezayı vereceğini bu yüzden Cupido’yu unutması gerektiğini öğütlemiş.

“Aşkın yolu ızdırap yoludur.”

“Ruh için aşk, sağlığından daha önemlidir.”

Dünyayı dolaşmaya devam eden Psyche, yine bir dağın tepesinde, bulutların arasında Venüs’ün evini görmüş. Cupido’yu orada bulabileceğine dair bir inanç dolmuş içine bir anda.

“Boşluğa düşen ruh, aşkı cinsellikte arar.”

Ama Psyche haklıymış, gerçekten de Cupido en başından beri Venüs’ün evinde acı çekmekteymiş. Yine de Psyche saraya gelince Venüs ikisini hiç görüştürmemiş. Üstelik Psyche’ye zorlu görevler vererek onun ölümüne sebep olmak istemiş. Psyche ise her görevi tüm doğanın da yardımıyla başarıyla yerine getirmiş.

“Tutku, ruha sadece zor yollar vaat eder; aşk ise her zorluğu kolay kılar.”

Ama Venüs’ün amacı ortadaymış, görevler gittikçe zorlaşmış ama Psyche yılmamış. Son görevi ise yer altı dünyasına inip Proserpina’nın elindeki gençlik iksirini almakmış. Bugüne kadar hiç kimse yer altı dünyasından sağ dönememiş. Psyche bunu bilse de görevi kabul etmiş.

“Ruh, aşk için ölümü bile göze alır.”

Doğa ve diğer tanrıların öğütlerini dinleyerek bu görevi de başarıyla tamamlayan Psyche’nin içini bir kıskançlık kaplamış. Bu kadar görev yapmış ama bütün gençlik iksirini Venüs alacakmış. Bir kavanoz içkiden bir damla alsa kimsenin fark etmeyeceğini düşünmüş. Kapağı açınca kavanozdan sonsuz uyku dışarı çıkmış ve Psyche olduğu yere yığılmış.

“Ruh, aşk için bile olsa değişmek istememeli.”

Cupid and Psyche” by Anthony van Dyck

Cupido bütün bu görevleri, bu olay olunca öğrenmiş ve hemen Psyche’nin yanına gitmiş. Kendisi için ölümü göze alan sevgilisini affetmiş. Onu da alıp Iuppiter’in yanına gitmiş hemen. Psyche’yi ölümsüz kılmasını istemiş ve duası kabul olmuş.

“Ruh, aşkı bulunca ölümsüz olur.”

Zamanı gelince bir de kızları olmuş ikisinin, biz insanlar da bu çocuğa zevk adını vermişiz.

“Ruh ve aşk bütünleşince, zevk doğar.”

Aşağıda da bu konu ile ilgili yapılmış diğer resimleri görebilirsiniz.

Resim A – “Cupid and Psyche” by Károly Brocky

Resim B – “Cupid and Psyche in the Nuptial Bower” by Hugh Douglas Hamilton

Resim C – “Amor and Psyche” by Alphonse Legros

Resim D – “Cupid and Psyche” by Jacques-Louis David

Resim E – “Amor and Psyche” by Louis-Jean-François Lagrenée

KAYNAKÇA
“Cupid and Psyche” in 9 Famous Paintings. (tarih yok). JOY OF MUSEUMS VIRTUAL TOURS: https://joyofmuseums.com/artists-index/cupid-and-psyche-in-art/ adresinden alındı
Apuleius. (2017). Cupido ile Psyche Öyküsü. Apuleius içinde, Başkalşımlar – Altın Eşek (Ç. Dürüşken, Çev., s. 153 – 219). İstanbul: Alfa Basım Yayım Dağıtım Ltd. Şti.

Daha Fazla Göster

Mehmet Eren Yaşaran

Sanatın tarihini öğrenmeyi ve öğrendiklerimi paylaşmayı seviyorum. Sanatta üretkenliğimi arttıracak her konuya ilgi duyuyorum.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu