ELEŞTİRİ & FELSEFEFARKINDALIK
Trend

BİR ASIRLIK SIR

Sevgili okurlar, yazıma başlamadan önce belirtmek isterim ki yazdıklarım politik görüşlerimden tamamen bağımsızdır. Ancak politikadan bağımsız değildir. Çünkü bugün Doğu Türkistan’da, Filistin’de ve geçmişte Holocaust benzeri soykırımlarda gerçekleşen tüm masum ölümleri politiktir.

Çocukların öldüğü yerde politikadan bahsedilebilir mi dediğinizi duyar gibiyim. Cevabım evet, edilebilir. Dünyayı yöneten sözde modern kuvvetlerin hala takınmaya devam ettiği (barbarca) geleneksel emperyalist tutum, asırlık sorunların günümüzde bile kan döktürmesiyle sonuçlanıyor. Oysa sözde modern kuvvetler, artık akla ilk gelen anlamıyla savaş kavramının mümkün olmadığını düşünüyor. Zannediyorum ki o yüzden İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin hemen her maddesi bu kadar kolay çiğnenebiliyor. Ya bizler halüsinasyon görüyoruz ya da koskoca dünya devleri vahşet dolu kıyımlara sessiz kalıyor.

Girizgahın ardından sizlere ilk bahsetmek istediğim konu zaman zaman patlak veren, hepimizin Instagram story’lerinden destek vermeye çalıştığımız, sonra insanlık hali unuttuğumuz  Doğu Türkistan sorunu. Doğu Türkistan sorununun geçmişten günümüze gelişimini ve bugün orada yaşanan zulmün tanıklarca anlatımını sizlere biraz özetleyerek aktarmaya çalışacağım.

Doğu Türkistan’da yaşananları etkili bir biçimde anlatabilmek için öncelikle coğrafi ve jeopolitik konumundan biraz bahsetmemiz gerekir. Çin’in batısında ve Orta Asya’nın kalbinde yer alan ülke, Uzak Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan doğal bir köprüdür. Bunun yanında verimli tarım arazileri ve değerli madenler içeren topraklara sahiptir. Doğu Türkistan’ın topraklarında bulunan maden ve ham petrol yazımızda çok önemli birer detaydır. Zira öyle olmasaydı Çin bu topraklara aç köpekler gibi saldırmazdı. Doğu Türkistan’da bugüne kadar 138 çeşit maden tespit edilmiştir ve bugün Doğu Türkistan’da aktif işletilen maden Çin’in tüm rezervinin %85’ine denk gelmektedir. Bunun yanında her yıl milyonlarca ton ham petrol ve milyarlarca metreküp doğalgaz Doğu Türkistan topraklarından Çin’e taşınmaktadır. Sizleri sayıya boğmamak için daha fazla örneklendirme yapmayacağım. Lakin şunu belirtmem gerekir ki Çin tarım, sanayi, madencilik, insan gücü ve daha birçok konuda Doğu Türkistan üzerinden haksız rant sağlamaktadır. Genç kızların evlerinden zorla alınıp fabrikalarda çalışmaları için Çin’e götürüldükleri tanık ifadelerinde sıkça yer almaktadır.

Bunların yanında toplum bilimciler güncel Doğu Türkistan sorununun temel sebebini Çin’in asimilasyon geleneğine bağlıyorlar. Devlet, sistematik Çinlileştirme politikaları işe yaramadığı takdirde bölge halkını potansiyel tehlike olarak görmeye başlıyor. İşgal ettikleri bölgeyi gönüllü olarak eğitim kampüslerinde Çinlileştirmeye çalıştıklarını, zoraki ve insanlık dışı uygulamaların kullanılmadığını ve bunu yaparken bölge halkının eğitimi ile iyiliği için yapıyor olduklarını dünya kamuoyuna sunuyor olsalar da, aksi yönünde belgeler ve kanıtlar tüm dünya insanının kolaylıkla ulaşabileceği mecralarda bulunmaktadır.

Tarihi arka plana göz atacak olursak, Çin ve Türk uluslarının tarihin en eski zamanlarından beri etkileştiğini biliyoruz. Doğal sınırlarından dolayı bu etkileşim daima devam etmiştir. Merceği yakına alırsak Doğu Türkistan’daki bazı iç çatışmalar, Çin’in bitmeyen işgal girişimleri sonucu 1884’te Türkistan’ın doğusunun Çinliler tarafından ilhak edildiğini ve Çin’e bağlı bir eyalet olarak isminin Xinjiang (Sincan) olarak değiştirildiğini görürüz. Aynı dönemlerde Türkistan’ın batısı da Çarlık Rusya’sının işgali altındaydı, değinmeden geçemedim. Bundan sonra işgal girişimleri devam etmiş lakin Doğu Türkistan gelgitli biçimde de olsa bağımsızlığını korumuştur diyebiliriz.

Merceği 65 yıl sonrasına taşıyacağım, 1949 senesine. Mao Zedong’un Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etmesine. Ülkede çok yoğun komünist propaganda sürerken, iktidarda bulunan Çin Komünist Partisi kuvvetlerinin Doğu Türkistan’ı işgal etmesi de fazla zaman almadı. 1949 senesinden bu yana da Doğu Türkistan Çin işgali altındadır. Lakin on yıllar boyunca gördükleri zulümlere direnmekten asla vazgeçmemişlerdir. Herkes tarafından bilinmelidir ki Uygur halkı; Çinlileştirme, sindirme, dinsizleştirme politikalarına direnmeyi asla terk etmemişlerdir.

1955 senesinde Doğu Türkistan Çin tarafından (sosyalist bir hamle olarak gösteriliyor elbette)  Sincan Uygur Özerk Bölgesi ilan edilmiştir. Sözde özerk bölgede Uygurlara seçme ve seçilme hakkı tanınmamış, Uygurlular devlet erkanına alınmamış, önemli tarım arazileri Çinlilere verilmiş ve Uygurlular ancak işçi olarak çalışabilmişlerdir. Bunun yanında medreseler kapatılmış, saygın aileler yok edilmiş ve alim, aydın olarak görülen çoğu insan infaz edilmiştir.

Bir de Çin’in iskân politikasından bahsetmek isterim. Olagelen süreç zarfında Çin’den Doğu Türkistan’a Çinli göçleri başlamıştır. İş adamları, bürokratlar, askeri birlikler reform adı altında bölgeye yerleşmeye, işletmeler ve fabrikalar kurmaya, iş gücünden ve hammaddeden faydalanmaya başlamışlardır. Tekrar etmem gerekir ki hiçbir Uygur Türkü önemli kademelere getirilmemiştir. İnsanlar kendi topraklarında işçi olarak çalışmaya mecbur bırakılmışlardır. Yine bu yıllar içerisinde belirli yerleşkelerde yaşayan Uygurlar’ın toplu açlıktan ölüm kayıtlarına da araştırmalarım esnasında rastlamıştım. Çin’in bugünkü nüfus sayımlarına göre Uygur halkı bölgede Çin halkından çok daha fazla görünüyor. Öyleyse Çin’in zorla uyguladığı aile planlama politikasının çok da işe yaramadığını söyleyebilirdik. Ne yazık ki bu belgeler de gerçeği yansıtmıyor.

Çin baskısı Doğu Türkistan üzerinde artarak devam ederken 1976 yılında Mao Zedong’un ölümüyle ikiye ayrılan Çin Hükümeti’nin başına ılımlı taraf geçerken ilerleyen birkaç yıl içinde Doğu Türkistan baskısı biraz da olsun azalmış; ibadet yasakları, yurtdışına çıkış gibi konularda gevşemeler sağlanmıştır. Yine de bölgeye Çin göçü devam etmiş ve Uygur halkı bariz ayrımcılıklara maruz kalmıştır. 80’li yılların sonuna doğru ve 90’larda bölgedeki Çin nüfusunun iyice artması Uygurlarla çatışmalara sebep olup gerili yükseltmiştir. Halkın propaganda ve direnişleri yine vahşetle bastırılmış, zaten sıkı olan yönetim iyice sıkılaşmıştır.


2001 yılı 11 Eylül’ünde belki bazılarımız Dünya’da yokken El-Kaide isimli terör örgütü ABD’de saldırılar düzenledi. Bu olay İkiz Kulelerin Yıkılması olarak da bilinir. Bu olay batılı devletlerin çoğunda islamofobiye yol açtı ve Çin de tabi ki henüz Çinlileştiremediği Müslüman Uygurlara karşı baskıları arttırmakta bu olayı bir koz olarak kullanmaktan çekinmedi. İbadet etmek ve dinini yaşamak terör, insan haklarını gasp etmek legaldi. İlerleyen süreçte binlerce suçsuz insan terör suçundan yargılandı, tutuklandı, infaz edildi. Bazılarının akıbetinden haber dahi alınamadı.

2010 yılı ve sonrasında yine dünyadaki terör olaylarından esinlenen Çin kamuoyuna Uygur sorununu ‘’terörle mücadele’’ olarak lanse etmekten çekinmiyor. Son yıllarda kaçıp kurtulabilen tanıkların röportajlarında yer alan toplama kamplarının varlığı iddiası kanıtlanmakla beraber, Çin bu hapishanelerin ‘’Yeniden Eğitim Merkezi’’ olduğunu söylüyor. Bilhassa erkek Uygurların alındığı bu ‘‘okullarda’’ Çinli öğretmenler öğrencileri radikal düşüncelerden kurtarıp topluma kazandırıyor. Onlara eğitim ve refah sağlayan bu tesislerde Çin başkanına övgü dolu marşlar okunuyor, zorla Çince öğretiliyor. Bunun mealinin kültür, din, dil, ırk algısını yok etme sistemi olduğunu hepiniz anlamışsınızdır sanıyorum. Zaten bu süre zarfında okullarda çift dilli eğitime geçilmiş, daha sonra da Türkçe eğitim yasaklanmıştır. 1000 yıllık kültür mirası, tıpkı onun mirasçıları gibi gün be gün katlediliyor.

Bir de tabi tanıkların ifadelerinde yer alan ‘’eğitim vermek’’ dışı davranışlardan bahsetmeliyiz. Ağlamaktan konuşamayan, sesi değiştirilip görüntüleri gizlenen çoğu tanık ifadesinde yer alan toplu tecavüz, işkence, dayak, fuhuşa zorlama, hücrelere kapatma gibi insan ruhunu yok etmeye yönelik faaliyetler pek eğitim amaçlı durmuyor. Kamplara götürülen çoğu kişiden haber dahi alınamıyor. Sorgusuz, yargısız birçok insan her gün yeni bahanelerle tutuklanıyor.

Bazı tutuklama sebepleri:

  • Whatsapp vb. uygulamalar kullanmak
  • Başörtüsü veya dini temsil eden kıyafet giyiyor olmak
  • Zulmü protesto eden barışçıl yürüyüşlere katılmak
  • İbadet etmek

Son olarak konuyla ilgili belirtmek isterim ki, gerekli yaptırımlar uygulandığında Çin’in baskıları yok edilemese de azaltılabilir. Eğer bunca zaman gerekli kurum, kuruluş ve komiteler etkili adımlar atmış olsaydı zulüm tırmanmaz, belki de yok olurdu. Yine de ateşi yakan kıvılcımdır, sizlere küçük gelen bir tepkinin büyük yansımaları olmayacağını kim bilebilir? Yılmadan, alışmadan, hatırladıkça tepki vermeye devam edelim, gölgemiz kadar da olsa zulmü kınamaktan asla vazgeçmeyelim!

1 haftalık araştırma ve analiz ardından azar azar meydana getirdiğim yazımı sizlere sunuyorum. Neden uzun sürdüğünü paylaşıyorum çünkü yazmayı, okumayı ruhumun kaldırmadığı zamanlar oldu. Benim yazmayı kaldıramadığımı yaşayan, her şeye rağmen sinmemiş ve mirasını koruyan, KALBİ VE VİCDANI HÜR TÜM KARDEŞLERİMİZE SELAM OLSUN…


KAYNAKÇA

-Zaman buldukça incelemeniz önerilir.-

  • https://www.youtube.com/watch?v=kbDSfeK7j4k
  • https://www.uyghurcongress.org/en/world-uyghur-congress’-statement-on-july-5th-urumqi-incident/
  • http://www.gokbayrak.com/dergi-sayfalari/970
  • https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/117875
  • https://www.mepanews.com/dogu-turkistan-tarihinin-ozeti-ve-cin-isgali-8917h.htm
  • https://www.ihd.org.tr/insan-haklari-evrensel-beyannames/
  • https://www.youtube.com/watch?v=XU_bl1DcRHI
  • https://web.archive.org/web/20161009121859/http:/www.nytimes.com/2009/08/28/world/asia/28china.html?ref=World
  • https://www.youtube.com/watch?v=TgQUCc8wJNM
  • https://www.youtube.com/watch?v=0oSvPSuC_WI
  • https://www.youtube.com/watch?v=4kXBH21-dxM
  • https://www.youtube.com/watch?v=-VNiXS0xoT8&t=1s
  • https://www.youtube.com/watch?v=aL3eDYa0_Lc
  • https://insamer.com/tr/dogu-turkistan-raporu-gecmisten-bugune-din-ve-etnik-baskilar_3059.html#_edn54
  • https://www.youtube.com/watch?v=czQFhSwluVk
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in_Kom%C3%BCnist_Partisi_tarihi
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87in_K%C3%BClt%C3%BCr_Devrimi#:~:text=B%C3%BCy%C3%BCk%20Proleter%20K%C3%BClt%C3%BCr%20Devrimi%20ya,ruhunu%20yeniden%20canland%C4%B1rmak%20i%C3%A7in%20ba%C5%9Flatt%C4%B1%C4%9F%C4%B1
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Mao_Zedong
  • https://www.youtube.com/watch?v=20G0clIvj6M
  • https://tr.sputniknews.com/asya/201911181040646906-cinden-nytnin-uygur-belgeleri-haberine-tepki-yeniden-egitim-kamplarinin-neden-ve-sonuclari/
  • https://economictimes.indiatimes.com/news/international/world-news/china-wants-world-to-turn-blind-eye-on-persecution-of-islam-in-east-turkestan-activists/articleshow/78567202.cms?from=mdr
  • https://en.wikipedia.org/wiki/Xinjiang_conflict
  • https://www.arcgis.com/apps/MapTour/index.html?appid=167c060f437f4a2aa93d95445b5c18b1
  • https://www.uyghurcongress.org/en/east-turkestan-2/
  • https://dergipark.org.tr/tr/pub/tda/issue/57655/785695
  • https://www.youtube.com/watch?v=pOhE9Dj6AdA
  • https://www.youtube.com/watch?v=e2BHNe58fxs
  • https://www.youtube.com/watch?v=vvRpQol9rcE
  • https://www.youtube.com/watch?v=uSnio2_vdc8
  • https://www.youtube.com/watch?v=7cy4IJnfho4
Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir Yorum

  1. Elinize sağlık. Sürekli gündemimizde tutmamız gereken çok önemli bir konu. İnşallah farkındalığımız an geçtikçe daha çok artar. Ben de bu konuyla ilgili, Ömer Kul’un yazmış olduğu 100 Soruda Doğu Türkistan’ı önerebilirim. Selam ve muhabbetle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu