EDEBİYAT-ŞİİR

ANLAM ARAYIŞI

Hepimizin özünde mündemiç olan anlam arayışı, hayatımızda var olan fıtri bir özelliktir aslında.

Hepimiz sabah uyanmamızı sağlayacak, hayatımıza yön verecek olan o anlamı arayıp bulabilme telaşı içerisindeyiz. Bu anlamı kişi sadece kendisi teşkil edebilir. Çünkü ne demişler ‘’ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine’’ kimsenin kendisine benzemediği bu alemde her insanın nedenlerinin, nasıllarının, ideolojisinin ve belki de en önemlisi acılarının farklı olduğunu unutmamalıyız böylelikle yaşamın anlamı insandan insana, günden güne, saatten saate hatta saniyeden saniyeye bile farklılık gösterebilir. Bu yazımda insanın anlam arayışına; çektiği veya çekmediği acıların kendini bulmasını sağlayan, onu güçlendiren elzem bir araç olduğuna değinmek istedim. Eğer insan gerçekten yaşamda bir anlam olduğuna inanıp onu arıyorsa acıda da bir anlam olduğunu kabullenmelidir. Acılarımız da ölüm kadar hayatın silinmez bir parçasıdır. Her şey karşıtından beslenip varlığını sürdürmez mi zaten? Ölüm olmasaydı hayatın; keder, ıstırap olmasaydı sevincin bir anlamı olur muydu? Acı ve ölüm hayatımızda uyarıcı değilse bir yanımız hep eksiktir. Avusturyalı ünlü psikiyatrist Viktor E. Frankl’ın dediği gibi “Yaşamak acı çekmektir; yaşamı sürdürmek çekilen bu acıda bir anlam bulmakla mümkündür.” Bir çoğumuz bu acıların yanından bile geçmek istemiyoruz ama her şey isteyip istememekle süregelmiyor maalesef. Hayat çok belirsiz hangi sokakta karşımıza neyin çıkacağı belli değil. Bu meçhullükte çekeceğimiz acıların bizi bir çıkmaza sokmasına izin vermektense en anlamsız acıların bile bizi nasıl güçlendirebileceğini düşünemiyoruz. Acılar bize galip gelse de acıdaki o anlamı bulabiliyor muyuz? Hele ki 21. yüzyılda bu anestezi çağında düşünmeyi unuttuğumuz, o küçücük odalarımızdan çıkmayıp sanal dünyalarımızla bütünleşen, uyuşturulan bizler; küçük dünyalarımıza iltica ediyoruz. Bizi boşluğa, anlamsızlığa iten bir tempodayız. Nedenlerimiz, nasıllarımız, umutlarımız olmayınca hepimiz bu boşlukta sürüklenmeye mahkumuz. Bu anlamsızlık hissinden ne yapacağımızı bilemez duruma geliyoruz tabi bazen bu durumun farkına bile varamıyoruz. Hayatımızda bir anlam bir amaç bulamamak çağımızın en büyük sorunu belki de.

Size benim de çok etkilendiğim bir hayat öyküsü olan Frankl’dan biraz bahsetmek isterim: 1942-1945 yılları arasında Auschwith ve Dachau’daki nazi toplama kamplarında kalmıştır. Kamplarda yaşadığı onca eziyetin ardından bir de eşi, annesi, babası ve abisi katledilmiştir. Geriye sadece bir kız kardeşi kalmıştır. Bu tüm olanlar onu acı ile düşünmeye itmiştir. Nazi toplama kamplarında gördüğü şeyler sayesinde logoterapi adı verilen psikoterapi kuramını gerçekleştirmiştir.

“Üçüncü Viyana okulu” olarak da bilinen logoterapinin kurucusu olan, varoluşçu terapinin en önemli isimlerinden biri olmuştur. ‘’Logos” anlam demektir, terapi ise iyileşmektir. Logoterapi anlam yoluyla iyileşmektir. Umutsuz bir durum veya değişmeyecek bir kederle yüz yüze geldiğimiz zaman bile yaşamdan bir anlam bulabileceğimizin en güzel kanıtıdır Frankl. Bir amaç olduğu zaman yaşamın anlamanın bulunabileceğini vurgulamıştır. Kamplarda çevresindeki insanların ona olan soruları: “Bu kampta hayatta kalacak mıyız? Kalmayacaksak bütün bu acıların hiçbir anlamı yok.” Frankl’ın cevabı ise: “Bütün bu acıların çevremizdeki bunca ölümün bir anlamı var mıdır? Çünkü eğer yoksa hayatta kalmanın kesinlikle hiçbir anlamı yok! Çünkü anlamı böyle bir rastlantıya bağlı olan bir yaşam nihai manada yaşanmaya değmez.” Eğer yaşamak için nedenlerini bulabilmişsen işte o zaman her acıya her kedere her nasıla katlanabilirsin. Bu yazdıklarımın üzerine insanoğlu elbette bu anlam arayışının üstüne her zaman bir cevap bulamaz, aslında anlamsızlık duygusu da insanın insan olduğunun bir kanıtıdır. Ama varoluşsal bu boşluğun içinde kaybolmaktansa bir yerden bir şeyler tutmamız gerektiğine inanıyorum. Hepimizin bu anlam arayışımızda kendimizi bulup kaybolmamamız temennisiyle…

“İnsanın temel kaygısı, zevk almak ya da acının önüne geçmek değil, yaşamında bir anlam bulabilmektir.”

***

Kaynakça: İnsanın Anlam Arayışı –Viktor E. Frankl

Görsel: nl.123rf.com

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

3 Yorum

  1. Son zamanlarda üzerine sıkça düşündüğüm bir konuya çok güzel bir üslupla değinmişsin. Özellikle anestezi çağı benzetmesi içinde bulunduğumuz zaman dilimini çok güzel betimliyor bence de.Çoğu zaman kendimizi uyuşturmaktansa bir anlama tutunmak asıl mesele gibi geliyor bana da nacizane. Ellerine sağlık harika olmuş :)))

  2. ”Hepimizin özünde mündemiç olan anlam arayışı, hayatımızda var olan fıtri bir özelliktir aslında.”
    Fıtrata uyma gayesi doğruya yönelmekse eğer insanı insan yapan diğer özellikler gibi anlamı kavramak için giriştiğimiz bu arayışta temennim akılların okuyan bir nesil olabilmesidir. Tekrardan eline sağlık.

  3. Okumak bir imkandır, yazmak ise bir ayrıcalık. Bu ayrıcalık için karar verecek bir cesareti bulmandan dolayı kutluyorum. Ama unutma, her ayrıcalık aynı zamanda bir acıdır da. Bu acıyı taşıyacak kadar güçlü olmanı diliyorum.
    Bimîne di nav xêr û xweşîyê da.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu