BİLİM VE TEKNOLOJİ

MİLLİ EKONOMİ MODELİ-2: Hakkı Aratmak mı Yaşatmak mı?

Günümüzde tarifi yapılan iktisat bilimine baktığımızda sosyal yaşantıdan bir hayli kopmuş olduğunu görüyoruz. İnsan yaşamının şekillenmesinde büyük oranda etkili olan bu konunun gerçek hayattan uzak olması sizce de bir çelişki değil mi? Serinin 2. yazısında bu çelişkiyi incelemek istedim. Serinin ilk yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

Şu zamana kadar uygulanan ekonomik modeller insanı anlamak yerine kendilerine uygun bir insan tarifi yapmışlardır. İnsanı belirli kalıplar içerisine sokmaya çalışan bu modeller sosyal hayata uyarlanamadığından ve insan kalıplara sığmayacak bir varlık olduğundan bu tip politikaların savlarının gerçek hayatta bir işe yaramadığını görüyoruz. Örneğin kapitalizm, insanı “homo economicus” olarak tanımlar ve insanın bu tanımın sınırları içerisinde hareket etmesini bekler. Bu tanımın içerisinde “homo” kelimesi geçse de dünyamızda yaşanan olaylar kapitalizmin insandan ne kadar uzak olduğunu her geçen gün daha da vahim bir tabloyla ortaya koymaktadır. Anlıyoruz ki muhatabını tanımayan bir ekonomik modelin doğru neticeler vermesi mümkün değil.

İşte Milli Ekonomi Modeli’ni diğer ekonomik görüşlerden ayıran en önemli özelliklerinden biri insanı temel alan bir model olmasıdır. Gerçeğe dökülemeyen modeller havada asılı kalmaya mahkum olduğundan Prof. Dr. Haydar Baş Milli Ekonomi Modeli ile birlikte Sosyal Devlet-Milli Devlet tezini de yazarak bu modelin hayata geçişini yansıtmıştır.

Liberalist-kapitalist modeller insan ihtiyaçlarını ve haklarını hedef alarak geliştirilmiş modeller değildir. Örneğin insanların çalışma hakkı vardır. Ama herkesin iş bulma ve onurlu bir hayat sürmek için gerekli gelire sahip olma hakkı yoktur. Liberalist kapitalist düşünce refahı arama hakkını bireylere tanırken; onların refahı yaşama hakkını kabul etmemektedir. Dolayısıyla devlete de böyle bir vazife yüklememektedir. Ancak böyle bir hedef Sosyal Devlet-Milli Devlet tezinde vardır. Milli Devlet tezinin Sosyal Devlet açılımı zaten bireylerin refahı yaşama hakkını onlara sağlamak üzere geliştirilmiştir.

Bu konuya örnek olarak ABD kuruluş bildirgesi olan 1776 yılındaki bağımsızlık bildirgesine dikkat çekmek istiyorum. Bu bildirgede insanların yaşama, özgürlük ve refahı arama hakkından bahsedilmektedir. Dikkat edilirse refahı yaşama hakkından bahsedilmemektedir.

Örneğin bir genç okumak istediği halde okuyamıyor, bir işçi yeteneği ve projesi olduğu halde kendi işini açamıyor, bir işsiz çalışmak istediği halde iş bulamıyorsa liberal-kapitalist modeller açısından bu durum bir sorun olarak görülmemektedir. Ancak Milli devlet için durum tamamen farklıdır. Milli devlet, vatandaşların doğuştan gelen haklarını sadece aramalarına imkan tanımaz; aynı zamanda bu hakları onları yaşatmakta kendini sorumlu hisseder.

Nitekim kapitalist anlayışların çözemediği temelde şu 3 sorun bu sorumluluğu taşıyan Milli Ekonomi Modeli sayesinde çözülmüştür.

  1. Gelir dağılımında denge
  2. Sürekli büyümenin sağlanması
  3. Tam istihdamın sürekli sağlanması

“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” mantığından yola çıkarak devletin bir baba olmasını söyleyen Milli Ekonomi Modeli, kapitalizmin aksine mutlu bir azınlığı değil tüm toplumun refahının maksimize edilmesi üzerine yola çıkmış ve serinin ilk yazısında anlattığım üzere çıktığı bu yolda dünya ülkeleri tarafından kabul edilmiştir.

Yazının başında bahsettiğim bu çelişkiden kurtulmak ancak sosyal hayatın içinden çıkmış, insana değer veren ve insan haklarını aratmak değil yaşatmak üzerine yazılmış bir modelle mümkündür.

Milli Ekonomi Modelini diğer modellerden ayıran birçok özelliği ve iktisat bilimine kazandırdığı daha birçok bakış açısı mevcuttur. Ben bu yazımda muhatabını tanıyışını ve sosyal bir tezle desteklenip toplumsal sorunlara gerçekçi çözümler getiriyor oluşunu inceledim. Milli Ekonomi Modelinin iktisat biliminde açtığı yeni ufuklar ve bu sorunları nasıl çözdüğünü anlamak için seriyi takipte kalın.

KAYNAKÇA

Baş, H. (2018). Milli Ekonomi Modeli, Sosyal Devlet Milli Devlet. İstanbul: icmal yayıncılık.

Daha Fazla Göster

Fatma Rabia Eyercioğlu

Ben Fatma Rabia, İstanbul Tıp Fakültesi 2.sınıf öğrencisiyim. Ekonomiye ilgi duyuyor ve sadece soru sormakla kalmayıp cevabını da araştırıyorum. Oluşturmuş olduğum yazı serisinde bu cevapları birlikte bulacağız.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu