BİLİM VE TEKNOLOJİTIPTA GÜNCELLER
Trend

DİJİTAL TIBBIN ŞAFAĞINDA

Okuyacak olduğunuz makale, The Economist Dergisi’nin 5 Aralık 2020 tarihli sayısında, orjinali ”Dawn of Digital Medicine” başlığıyla yayımlanmış olup tarafımızca tercüme edilmiş halidir. konu dışı kalan yerler ve sayısal veriler çıkartılmıştır. Keyifli okumalar…

PANDEMİ BİR SONRAKİ TRİLYON DOLARLIK ENDÜSTRİYİ TETİKLİYOR

Ocak ayında, Philedelphia’da faaliyet gösteren Jefferson sağlık şirketinin direktörü Stephan Klasko, bir bankanın sahibiyle yazışıyor. Bankacı, Klasko’ya: ‘’20 yıl öncesinde yalnızca sağlık sektörü ve bankacılık, müşterilerini ve dijital devrimi bir arada kucaklama potansiyelini gösterebiliyordu.’’ diyor. Bugün ise Klasko bankacıyı yeniden arayarak ekliyor: ‘’Artık yalnızsın.’’

Bankacı önemli bir noktaya değinmişti. The McKinsey Global Enstitüsü’ne göre, tutulan kayıtlar dijitalleştiğinde sağlık hizmetleri yalnızca bankacılığın değil; turizmin, perakendeciliğin, otomotiv sektörünün ve hatta iyi pazarlanmış her şeyin gerisinde kalmıştı. Amerikan hastanelerinin %70’i hastalarına kayıtlarını hala faks ya da kargo aracılığıyla gönderiyor. Madrid’deki büyük bir hastanenin CEO’su ise röportajında; Covid-19, bahar ayında İspanya’yı kırıp geçerken bölgeler arasında elektronik kayıt paylaşımının neredeyse hiç olmadığından söz ediyor.

Pandemi, aslında bu eksiklikleri açığa çıkartarak sektörü dijitalleşmeye teşvik etti. Hastanelerde yaşanan yetersizlik ve kaosla karşı karşıya kalan doktorlar, diğer sektörlerin yıllar önce giriştiği dijitalleşme sürecine kucak açmaya başladılar. Hastalar, bilgisayarla desteklenen ve uzaktan erişimle kontrol edilebilen teşhis ve tedavinin konforuyla giderek daha çok tanışıyor. Sağlık aplikasyonlarına girişerek hastanelere uzanan Amazon, Apple ve Google gibi teknoloji devleri, diğer hizmetlerle sağlık sektörünü artık daha çok bir araya getiriyor.

McKinsey’in global ölçekli tele-medicine, online ilaç, giyilebilir cihazları da kapsayan dijital sağlık geliri tahmini 2024 yılına kadar, şu an bulunduğu 350 milyar dolardan 600 milyar dolar seviyesine kadar çıkacak. 3,6 trilyon dolar değerindeki Amerikan sağlık sektörü, dijital bir yenilenme süreci içinde. Bu durum; artık doktorların da bu türlü ticari girişimlere dahil olduğu Çin, Avrupa ve daha pek çok bölgede de gerçekleşmeye başladı.

Covid-19, aslında tüm dünyaya yayılarak ve etkileyerek temelde bir sonraki trilyon dolarlık endüstriyi dengeli bir şekilde hızlandırmış oldu. Sektör, tabir-i caizse sermayeyi kendine çekti; CB adlı araştırma şirketinin öngörüsüne göre 8,4 milyar dolarlık bir öz sermaye, 2020’nin üçüncü çeyreğinde sektöre dahil olarak dijital sağlık gönüllülerini kucakladı. Bu, geçen yılın miktarıyla kıyaslandığında iki kattan daha fazla.

Ekim ayında Google’ın 100 milyon dolar yatırım yaptığı AmWell adlı tele-medicine şirketi, ilk halka arzında 742 milyon dolar değere ulaştı. Yatırımcıların bu çılgınlığına şaşmamalı: Dijital tıp için talepler oldukça yüksek. Doctolib adlı Fransız şirketi; Avrupa’da sağlık konusunda yapılan video istişarelerinin, günlük binden yüz bine çıktığını belirtiyor.

Pek çok dijital girişimde bulunulmasına karşın, bunlardan bazıları heyecanlandıracak gibi duruyor. Sober Analysts araştırma şirketine göre tıbbi yapay zeka ve kişiselleştirilmiş tıp taraftarlarınca üretilen iddialarla hevesler zaman zaman kırılsa da onlar bile tüm heyecanın abartılı olmadığını düşünmek için nedenler bulunduğunu kabul ediyorlar.

Bulut-işleme, data analizi ve sensör sistemleri gibi birtakım teknolojilerin giderek tıpla iç içe bir hal alması, tıpkı covid-19’un kliniklerde ve hastanelerde yayılmasının kısıtlanması kadar cazip geliyor.

Livongo ve Onduo gibi alanında uzman firmalar, diyabet başta olmak üzere buna benzer rahatsızlıkları anlık görüntüleyebilen cihazlar üretiyorlar. Stanford Üniversitesi’nin yapmış olduğu bir çalışmada, bu tür cihazları kullanan doktorların neredeyse Amerika’daki doktorların yarısı kadar olduğu tespit edildi. Grubun %71’i ise bu teknolojiyi tıbben yararlı ve saygın buluyor.

Temmuz ayında Mayo Clinic adlı kâr amacı gütmeyen prestijli bir hastane grubu, hastaların yatak odalarından bile tedavinin takip edilebilmesini sağlayan ve böylelikle hastanelerin de enfeksiyon seviyesini azaltmayı amaçlayan ‘’Medically Home’’ adlı bir start-up projesini geliştirmek için harekete geçti.

Apple watch (iWatch) bile, klinikte ‘’atrial fibrilasyon’’ olarak bilinen kalp ritim bozukluklarına yönelik tahminleri gösterebiliyor.

GÜNDE BİR ‘’APPLE’’

Hastalar tıbbın dijitalleşmesine meyilli ve istekli. JAMA Internal Medicine Dergisi’nin 16 milyon Amerikalı üzerinde yaptığı çalışmaya göre, tele-medicine kullananların sayısının Ocak ayından Temmuz ayına kadar 30 kat arttığı raporlanmış.

Avrupa, tıbbi kayıtlar için tutulan elektronik standartlarda yükseliyor. Ağustos ayında ise Hindistan Hükümeti, kendi içinde birlikte çalışabilirliğe dayalı bir dijital sağlık kimliği oluşturmaya yönelik planını netleştirdi. Kuantai Yeh of Qiming’in söylediğine göre Çin Hükümeti de aynı şekilde rakip firmalara hastalarını kaptırmaktan korkan hastanelerden, elektronik kayıtlara karşı gösterilen direnci aşmaya çalışıyor.

Hastaneler için kayıt tutan büyük bir data platformu olan Çin menşeili Yidu Cloud, belki de dünyanın en geniş sağlık data kaydını tutan şirket olmaya çok yakın.

Apple ise hem kullanıcıların mahremiyetini hem de kendi itibarını korumak için yaygın standartları ayrıca savunuyor.

Beyaz Saray’ın eski teknoloji şefi Aneesh Chopra; toplumun, mahremiyete yönelik baskılarının ve şirketlerin bu talebe göre gösterdiği eforların, bir arada dijital tıp için yeni bir dönem olduğunu düşünüyor.

Epic Systems adlı şirketin direktörü Judy Faulkner, lider yazılım şirketlerinin elektronik sağlık kayıtlarını, hasta mahremiyetini gözeterek yönetmesinin Chopra’nın dediği gibi şeffaflığa ek olarak sektörde uzun vadeli bir teşvik olacağını ekliyor ve altına imzasını atıyor. Change Healthcare adlı bir şirketin başkan yardımcısı Kris Joshi ise hasta haklarının gözetilmesinin, bu şekilde en azından sektörler arası birlikte çalışabilirliği daha fazla sağladığını düşünüyor. (Amerikan sağlık sigortası şirketleri halihazırda 1,5 trilyon dolarlık bir ekonomiyi kapsıyor.)

Bu şekilde, ‘’klinisyenler tarafından desteklenen bir veri bilimine; verilerle desteklenen bir klinik bilim’’ anlayışı, tıbbın evrimine yardım ediyor. Bütün bunlar, sağlık hizmeti teknolojilerinin, teknoloji devleri tarafından satın alımını sağlar mı, bunu zaman gösterecek.

Amazon, dijital bir asistan olan Alexa’yı (kullanıcı izni dahilinde) öksürüğünü analiz ederek kullanıcısına bunun üst solunum yolu enfeksiyonlarından mı yoksa Covid-19’dan mı kaynaklandığını tespit edebilecek bir seviyeye taşımak istiyor. Kasım ayında, hemen hemen artık her şeyi satan online teknoloji devi Amazon; Amerikan ilaç şirketlerinden, perakendecilerinden ve komisyoncularından oluşan bir ilaç distribütörleri zümresiyle dijital bir eczane projesi başlattı.

Çin’in e-ticaret devi Alibaba’nın bir alt birimi olan AliHealth ise kendi ülkesinin ilaç piyasasını alt üst ediyor. AliHealth’ın gelirleri altı aylık süreçte Eylül ayına kadar %74 artarak 1,1 milyar dolara sıçradı. Bununla birlikte Apple, iWatch’a ve kendi sağlık aplikasyonunu kullanan yaklaşık elli bin kullanıcıya sahip. Google’a da ev sahipliği yapan teknoloji devi Alphabet ise yaşam bilimleri çalışmalarına adanmış araştırma kuruluşu ‘’Verily’’ı bünyesinde bulunduruyor.

McKinsey Sağlık Grubu direktörü Shubham Singhal ise, teknoloji devlerinin sağlık sektörüne erken girmesinin sektörü olumsuz etkilediği düşüncesine sahip çünkü ona göre ‘’Devler başına buyruk hareket ediyor.’’ ‘’Tıp, büyük teknoloji şirketlerinin iş modeline göre şekillenen bir mayın tarlasına dönüşüyor ve özellikle reklam destekli sıralamaya dayanan algoritmalar doğal uyuma sahip değil.’’ Fakat, her ne kadar pandemi ile birlikte mevcut sağlayıcıların bu estetik donanımlarının ve pahalı hizmetlerinin önü açılmış olsa da bunlar, sağlık sonuçlarını nadiren geliştirdi.

Verily’ın direktörü Vivian Lee, eğer yeni nesil teknolojiler üretilip yaygınlaştırılmak isteniyorsa ‘’Sağlığı geliştir, maliyeti düşür.’’ ilkesinin dikkate alınması gerektiğini söylüyor. Kendi firmasından örnek vererek, sonuçlar gelişirken buna karşı istenen risk bazlı sözleşmelerin servis ücretinden kaçındıklarını dile getiriyor.

Bütün bunlardan maksat; Silikon Vadisi’nde, geleneksel sağlık şirketleri ile daha yakından çalışabilmek ve hibrit bir gelecek inşa edebilmek için. Epic Systems; Nuance adlı -ses-tanıma teknolojisi ile doktorların dışarıdaki uzmanlara not göndermesini sağlayan- bir start-up için Lyft adında -hastaları hastaneden almaya hizmet eden bir araç çağırma firması ile takım halinde çalışıyor.

Büyük bir alman teknoloji firması olan Siemens’in Healthineers alt grubu; Geisinger isimli özel Amerikan hastane zinciri ile ortaklaşa çalışarak hasta monitörlerinin uzaktan kontrolü üzerinde ar-ge çalışmaları yürütüyor.

Hindistan’daki Apollo Hastanelerinin hastaları, bir aplikasyon kullanarak ilaç ve tele-danışman hizmetlerini ve ayrıca teşhislerin uzaktan yapılabilmesini sağlarken bunun da ötesinde Apollo’nun ortak çalıştığı HDFC Bank’ın sağladığı tıbbi kredi vasıtasıyla sigorta hizmetlerini bile karşılayabiliyorlar.

Philedelphia’daki kendi inovasyon ekibiyle birlikte çalışmak için, Livongo da dahil olmak üzere birçok dijital sağlık girişimine erken bahisler yapan General Catalyst’ten parlak kıvılcımlar yükseldi: ‘’Hızlı çalışmak ve bir şeyleri kırıp dökmek, sağlık sektöründe güzel bir iş çıkarmaz.’’ Bu gözlemler, kısaca General Catalyst ekibinden Hemant Taneja’nın söylemleri.

Bankacının yanıldığını isptalamaya pek bir hevesli olan Dr. Klasko, hibrit modeli kucaklıyor: ‘’Geliştiricilerle ortaklık kurmak zorundasınız; dijital tıbbın devrimi, birbirinden bağımsız yüzlerce aplikasyon tasarlayarak olmaz.’’

KAYNAKÇA:

The dawn of digital medicine. (2020, 12 02). The Economist: https://www.economist.com/business/2020/12/02/the-dawn-of-digital-medicine

Daha Fazla Göster

Said Sönmez

Düşünüyorum, o halde gerçekten var mıyım?

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu