FARKINDALIK

Leyla’dan Sonra: Bir İyilik Hareketi

Oyun hamuruyla oynayan minik eller, mutlaka yanındakilere de bulaşan tatlı gülüşler ve bizlere çok şey anlatan o güzel gözler… Hepsi ve daha fazlasıyla Leyla’dan Sonra tanıştırdı beni. Ben de Leyla’dan Sonra projesiyle arkadaşlarımdan duyduğum ve büyük bir heyecan ile katıldığım kulüp tanıtım toplantısında tanıştım. Sadece tanıtımı yapılırken bile insanın kalbine dokunuyordu. Ekibe girip ziyaretlere çıkarak ve etkinliklere katılarak anladım ki kalbe dokunmakla kalmayıp insanın ruhuna neşe veren, belki bir daha yaşayamayacağı anılar yaşayıp bir daha unutamayacağı duygular hissettiren bir oluşum Leyla’dan Sonra.

Peki ne yapıyorsunuz diye sorarsanız; hastanemizdeki hasta çocukları ziyaret edip onlarla oyunlar oynuyor, sohbet ediyor, hastanede geçen vakitlerini güzelleştirmeye çalışıyoruz. Mottomuz ise 1 Çocuk 1 Dilek, yani kronik rahatsızlığı olan miniklerimizin birer dileklerini öğrenip o dileği gerçekleştirmek için uğraşıyoruz. Hasta birisi için moral motivasyonun ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliriz. Bizler de miniklerimize hastalıkları süresince manevi destek olmaya çalışıyoruz. Kelimelerle anlatması çok basit ama hasta bir çocuğun sizi görünce gülen yüzüne şahit olmak, bir iki saatliğine hastalığını unutturup eğlenmesini sağlamak tarif edilemeyecek kadar güzel duygular.

Hastaneye çocukları ziyarete gidip onlarla oyun oynadığımız o anı bir kere yaşayan insanın bir daha unutabileceğini zannetmiyorum. Bir saat beraber oyunlar oynayıp gitme vakti geldiğinde yüzlerinin düşmesini, “Biraz daha biraz daha…” diye ısrar edişlerini ben hiç unutamıyorum mesela. Çocuklarının yüzünün güldüğünü görünce mutlu olan anne-babaların yüz ifadelerini unutamıyorum, yanaklarını sıkmamak için kendimi çok zor tuttuğum miniklerimizi, yaptığımız partilerde güldüğünü gördüğüm o gözleri unutamıyorum. Hayatımın en güzel anılarını biriktirdim ve hepsi Leyla’dan Sonra sayesinde oldu.

İlk ziyarete gidişimden beri ben ve arkadaşlarım; ailelerinin tebessümünü görmek, bize söyledikleri içten teşekkürlerini bir daha duymak ve miniklerimizin sevinçlerini hissedip heyecanlarına ortak olmak için tekrar tekrar birçok ziyarette bulunduk. Ve hatta çoğumuz ziyaret ettiğimiz miniklerle de halâ iletişim halindeyiz ve iletişimi koparmayı da düşünmüyoruz. Doğum günlerinde hediyeler yolluyoruz, hastalık süreçlerinde yanlarında olmaya çalışıyoruz. Çocuklar dünyanın en güzel varlıkları ve onların yüzüne bir tebessüm kondurabiliyorsak kendimizi çok şanslı hissetmeliyiz. Çoğunlukla onlar bizim yüzümüzü güldürüyor olsa da ben bir Leyla’dan Sonra’lı olarak kendimi çok şanslı hissediyorum.

Hatırladıkça yüzümü güldüren bir anımı sizinle de paylaşmak isterim; heyecan dolu olduğum bir ziyaret günü, arkadaşımla oyun odasına gittik. Ancak odada hiç miniğimiz yoktu. Biz yine de belki gelen olur diye oturup beklemeye başladık. İyi ki de öyle yapmışız çünkü biraz bekledikten sonra kapıdan içeri şirin ve bir o kadar karizmatik olan miniğimiz babası ile birlikte girdi. Biraz huzursuzdu o yüzden hemen oynamaya başladık. Bir yandan biz bir yandan babası yeri geldi araba yarışı yaptık yeri geldi dinozorlarla kovalamaca oynadık. Bu süreçte miniğimiz sadece bizi izlemekle yetindi. Tam da kendimizi başarısız ilan etmek üzereydik ki miniminnoş parmaklar bir dinozora uzanıverdi. Bir bu anı bir de miniğimizin mutluluk kokan kahkahasını yakaladığım ve babasının gözlerindeki sevinci gördüğüm anı unutamıyorum gerçekten.

Leyla’dan Sonra sayesinde başka hiç kimseden öğrenemeyeceğim hayat derslerini miniklerimizden ve ailelerinden öğrendim, bir “Nerelisin?” sorusunun bile çok güzel sohbetler başlatabildiğine tanık oldum. Odadan oyun odasına çağırdığımız miniğin telefonda annesine “Anne ben ablalarla oynamaya gidiyorum.” diyerek yataktan fırlayışını ve birlikte boyama yaptığımız miniğimizin “Senin birlikte boyama yapmaya gittiğin çocuklar çok mutlu oluyordur kesin.” deyişini duyduğumda bana hücum eden duyguları hiç unutamayacağım. Anne ve babanın bile aynı anda odada olmasının yasak olduğu bir odayı düşününce çocukları ziyaret etmenin ve onlarla vakit geçirmenin önemini bir kez daha kavrıyor ve bu fırsatı bana verdiği için Leyla’ dan Sonra’ya tekrar teşekkür ediyorum.

Miniklerimizin dileklerinin gerçekleştirilmesi için farklı farklı ekiplerimiz var. Benim de içinde bulunduğum mail ekibi olarak dilekleri karşılamak için gönüllü olan güzel kalpli insanlarla iletişim kuruyoruz. Dileğin alınması, kargoya verilmesi, kargonun ulaşması ve bizim miniklerimize ulaştırmamız basamaklarının hepsinde gönüllülerimizle iletişim halinde oluyoruz. Dünyada iyi insanların var olduğuna bizzat tanık oluyoruz desem daha doğru olur. Örneğin geçtiğimiz senelerde kanser hastası bir miniğimizin peluş ayıcık dileği olmuştu. Normalde peluş oyuncak toz toplayarak hijyen kurallarına uygun olmayacağı için çocuk açısından riskli olabiliyor ve dilek olarak kabul edemiyoruz ama bu durum gözümüzden kaçmış. Dileği karşılamak isteyen gönüllümüzle mailleşirken gönüllümüz önce bizi “Siz daha iyi bilirsiniz ama peluş oyuncağın tüyleri sizce riskli olur mu ?” diyerek uyardı. Sayesinde fark etmiş olduk ve miniğimizden dileğini değiştirmesini istedik. Miniğimiz bu sefer mavi bir bisiklet istediğini söyledi, biz de tekrar o gönüllümüzle iletişime geçip yeni dileğin bisiklet olduğunu söyledik. Ve gönüllümüz bize kendisinin lise öğrencisi olduğunu, bir dilek karşılayabilmek için arkadaşlarıyla birleşip para topladıklarını ve paralarının bisiklete yetmeyeceğini, o yüzden dileği karşılayamayacaklarını söyledi. O an neler hissettiğimi size tarif edemem. Kendi harçlıklarını böyle bir iyilik için biriktirdiklerini görmek üstelik bizi peluş oyuncak konusunda uyarmaları beni çok etkiledi. Sadece o lise öğrencileri değil; sınıfında para toplayıp bir dileği karşılamak isteyen öğretmenler, kendi de hasta olup bu hareketle hastanede tanışıp destek olmak isteyen insanlar, tüm yoğunluklarına rağmen bizimle iletişimde olan meslektaşlarımız, avukatlar, mühendisler ve daha niceleri… Bir sürü kalbi güzel insanın bir araya gelip iyilikte yarıştığı, bizim de aracı olduğumuz ve böylelikle hasta çocuklarımızın hayatına küçük de olsa bir dokunuş yaptığımız bir iyilik hareketi işte Leyla’dan Sonra.

Yüzünüzü güldürebileceğini düşündüğüm birkaç mail örneğini sizlerle de paylaşmak isterim:

“Hiç bize övgülerde bulunmayın. Altı üstü internetten kredi kartı bilgilerimi girdim iki dakikada. Bütün övgü sizlere ve arkadaşlarınıza. Hem okuyacaksınız hem de bunları düşünüp bir sürü uğraş vereceksiniz. Arkadaşlarınıza bizden selam söyleyin. Bu ülkenin sizin gibi insanlara ihtiyacı var. Hepinize yeter dedirtecek kadar mutluluklar ve başarılar diliyoruz. Sağlıkla kalın.”

“Bize bu fırsatı oluşturduğunuz için, insanlığımızın ve sağlığımızın kıymetini hatırlamamızı sağladığınız için sizlere de çok teşekkür ederim. Bu iyiliğin onda dokuzu size yazılacaktır. Umarım daha çok çocuğu, daha çok öğrenci ile buluşturacak öğrenciler yetişir ve yine umuyorum ki o çocuklar ileride ülkemize ve insanlığa faydalı insanlar olurlar. Kendinize çok iyi bakın, iyilik melekleri…”

“Yaptığınız bu iş hekimlik mesleğine bambaşka bir güzellik ve bakış açısı katıyor. Bir çocuğun gülümsemesine vesile olmanın değerini ölçebilecek herhangi bir maddi eşya bilmiyorum. Bu çok başka bir şey. Lütfen bu işin peşini hiçbir zaman bırakmayın. Tekrar tekrar hepinizi tebrik ediyorum. Böyle meslektaşlarım olduğu için de onur duyuyorum. Görüşmek üzere.”

“İnanın okuduğum her satırda neler hissettiğimi anlatamam, 3 yaşında bir kızım var ve adı Leyla! Böbrek reflüsü var kızımda. Öğrendiğimiz dönemde hastanelerle haşır neşir olduk ve ben gerçekten ne kadar şükretsek az diye o zaman diliminde öğrendim. Kendimce elimden geldiğince bir şeyler yapma kısmında işe belki ilk defa laf olsun diye değil de bir işe yarama hissini yaşadım sizlerle. Gerçekten dediğiniz gibi çocukların istediği o büyük şeyler bizler için o kadar küçük ki…”

Bir gönüllümüzün de bize dediği gibi: “Bir çocuğun yüzündeki gülümsemenin bedeli olamaz.” Ve bizler bu gülümsemeye neden olabildiğimiz için Leyla’dan Sonra ekibi olarak çok gurur duyuyoruz.

Her şeyden uzakta olduğumuz şu günlerde; bu güzel mailleri ve bunları yazan güzel kalpli gönüllülerimizi, bir gülüşleriyle tüm günümüzü güzelleştiren miniklerimizi, beraber oynadığımız tüm oyunları, yenildiğimiz tüm satrançları ve jengaları, oyun hamurlarıyla kurduğumuz dünyaları, düzenlediğimiz tüm çocuk partilerini ve daha bir sürü etkinliği ne kadar özlediğimizi size anlatamayız. Güzel günler geri geldiğinde tüm bunları yapmaya devam ederken sizlerin de aramızda olmasını çok isteriz.

Bu arada, çocuklarımızı ve projemizi yakından tanımak isterseniz www.leyladansonra.com adresini ziyaret edebilirsiniz 🙂
İyilikle Kalın!

Yazarlar:
GÜTSAH- Leyladan Sonra ekibinden Hilal Betül Al & Eda Sevim Boduroğlu

Daha Fazla Göster

GÜTSAH Leyla'dan Sonra

Leyla'dan Sonra projesi, kronik hastalığı olan çocukların birer dileklerini yerine getirip iyileşme süreçlerine manevi katkı sağlamayı amaçlayan bir öğrenci hareketidir. Ocak 2014'te İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde bir grup tıp öğrencisi tarafından başlatılan bu iyilik serüveni 50'den fazla fakültede aktif olarak çalışmalarına devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu