FARKINDALIK

İKLİM KRİZİ, YERKÜRENİN ÇOCUKLARI VE EKO-ANKSİYETE

Eko-anksiyetenin ne olduğuna ve tek evimizi nasıl koruyacağımıza geçmeden önce iklim krizinin ne olduğuna biraz değinelim. İklim krizi, klimatoloji dalında incelenen bir tür atmosferik ya da astronomik değişiklikler olarak tanımlanabilir. ‘‘İklim değişikliği’’ terimi yerine ‘‘iklim krizi’’ terimini kullanmakta fayda var çünkü acil önlem alınması gerekiyor. İklim krizinin temel nedeni birçoğumuzun bildiği üzere küresel ısınma ve beraberinde getirdikleri. Artan nüfus, doğayı katletmemiz, fosil yakıt kullanmamız gibi birçok nedenden dünyanın bir hayli ısınmasına sebep olduk. Tabii iklim krizi yerküreyi değiştirirken yerkürenin çocuklarını da es geçmedi. “Yerkürenin başına gelen yerkürenin çocuklarının da başına gelir.” demiş bir Kızılderili.

Felaketler peşi sıra yaşanırken, sıcaklıklar artar, buzullar erirken; iklim krizi geleceğin değil tam da bugünün sorunuyken mental sağlığımızın ve sosyal hayatımızın etkilenmemesi pek mümkün değil. Dünya ile ilişkimizdeki kaygıyı ortaya koyan “Eko-anksiyete” dünyanın ve içinde yaşayan tüm canlıların yaşam şartlarından veya iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanabilecek/yaşanmakta olan ekolojik felaketlerden endişe duyma durumudur. Amerikan Psikiyatri Birliği ise 2017’de eko-kaygıyı “çevresel felaketin kronik korkusu” olarak tanımlamıştır. Bu kaygı; özellikle genç nesilde geleceğe dair umutsuzluk/stres, yetkililere ve kendinden önceki jenerasyona kızgınlık gibi tepkilere yol açıyor. Tüm bu tepkilere kendi bıraktığı karbon/su ayak izine karşı suçluluk, hayvanlara ve doğaya duyulan üzüntü, “Dünya’yı ben mi kurtaracağım?” düşüncesiyle bireysel tedbirlerin yetersiz olduğu hissi de eşlik ediyor.

Peki bireysel adımlar gerçekten düşünüldüğü gibi yetersiz mi? Tam tersine değişimin kültürleşmesi ve küreselleşmesi için önce bireyin değişmesi gerekir.  Bireysel adımlarda önemli olan büyüklük ya da küçüklük değil tutarlılık ve devamlılıktır. Aslında eko-anksiyete yaşıyorsanız, yaşananların oldukça farkındasınız demektir. Bu da iklim krizini reddeden veya harekete geçmeyen onca insanın arasında daha bilinçli bir yapıda ve harekete geçmeye daha hazır olduğunuzu gösterir.

Harekete geçmeye hazırsak bir B planı olmayan evimiz için neler yapabileceğimize bir bakalım!

1- Plastik kullanımını azaltabiliriz. Suya ve toprağa çok fazla plastik karıştırıyoruz ve maalesef plastiğin toprağa karışması çok uzun yıllar alıyor. Suda yaşayan canlıların plastik yutmasına sebep oluyoruz. Hatta biz insanların da haftada bir kredi kartı büyüklüğünde mikroplastik yuttuğunu biliyor muydun? Karton bardak, pet şişe yerine kendi cam/metal şişemizi yanımızda taşıyabiliriz. Plastik pipet yerine cam/bambu/metal pipet tercih edebiliriz. Marketteki poşetler yerine kendi bez çantamızı alışverişe götürebiliriz.

2- Tüketim çılgınlığı her yıl artarak devam ediyor. Tüketim çılgınlığına uymayıp kullanmayacağımız, ihtiyacımız olmayan kıyafet vb ürünleri satın almayabiliriz. Hatta kullanmadığımız kıyafetlerimizi bağışlayarak yardım da bile bulunabiliriz!

3- Gıda israfına dur diyebiliriz! Her 3 gıdadan1’i çöpe gidiyor. Marketten ihtiyacımız kadarını, tabağımıza yiyeceğimiz kadarını alabiliriz.

4- Hayvansal gıda tüketimini azaltabiliriz. Hayvansal gıdalar tabağımıza gelene kadar çok fazla karbon ve su ayak izi bırakıyor. Ayrıca etinden sütünden faydalanılan çoğu hayvan kötü şartlarda eziyet görerek yaşamını devam ettirmeye çalışıyor. Bitti temelli beslenerek hayvanların ve doğanın acı çekmemesine katkı sağlayabilirsin. Tüm hayatını vegan olarak geçiremiyorsan bile haftanın 1 günü vegan/vejetaryen beslenebilir, ‘‘Meatless Monday’’ gibi akımlara katılabilirsin.

5- Geri ve ileri dönüşümü araştırıp öğrenebilirsin. Atık miktarını azaltmış olursun hem de yeni bir ürün almana gerek bile kalmayabilir!

6- Ulaşımda kişisel araba kullanımını azaltabilirsin. Toplu taşımaya binebilir, bisiklet sürebilirsin. Yürüyüşü tercih edip havanın tadını çıkartabilirsin; hem doğaya hem de kendine bir iyilik yapmış olursun.

Unutma doğayla savaş halindeyiz ve kazanırsak kaybedeceğiz! Doğa için yapabileceğin birçok şey var. Biliyorum sonu iyi olacak olsa bile konfor alanından çıkmak korkutabilir, özgüven ister. Ama sen değişirsen Dünya değişir.

KAYNAKÇA

Verplanken, B., Marks, E., & Dobromir, A. I. (2020). On the nature of eco-anxiety: How constructive or unconstructive is habitual worry about global warming?. Journal of Environmental Psychology, 72, 101528. https://doi.org/10.1016/j.jenvp.2020.101528

Pihkala, P. (2018), EKO-KAYGI, TRAJEDİ VE UMUT: İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN PSİKOLOJİK VE MANEVİ BOYUTLARI. Zygon®, 53: 545-569. https://doi.org/10.1111/zygo.12407

Öne Çıkan Görsel Kaynağı: https://sarkac.org/2019/09/gezegenimizin-hayati-gostergeleri/

1. Görsel Kaynağı: https://yesilgazete.org/iklim-ve-ekolojik-krize-bagli-anksiyete-cocuk-ve-genclerde-daha-yaygin/

2. Görsel Kaynağı: https://melkeontheroad.com/dunyamizi-korumak-icin-neler-yapabiliriz.html

3. Görsel Kaynağı: https://www.bbc.com/turkce/haberler-48013056

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu