KÜLTÜR-SANAT

ANALOG-101

Son yıllarda nostaljik, vintage olan her şeye karşı göz ardı edilemez bir ilgi artışı olduğu aşikar. Bu ilgiden fotoğrafçılığın en saf, en güzel hali olan analog fotoğrafçılık da aldı nasibini.

Sosyal medyada biraz vakit geçiriyorsanız, fotoğrafçılığa da az çok ilginiz varsa illaki gördüğünüz etiketlerdendir #filmisnotdead #filmisalive #filmphotography. Film tabii ki hiçbir zaman ölmedi, böyle bir şey söz konusu dahi olamaz ama dijital çağın getirisi olarak fazlasıyla geri plana atıldığı da inkar edilemez. Şimdi ise sınırlı poz sayısına, istediği fazla ilgi ve emeğe, tüm zorluk ve masrafına rağmen analog fotoğrafçılığa eskinin romantizmi ile büyük bir rağbet oluştu. Biz de bu nedenle GÜTFOTO olarak eğitim serimizde analog fotoğrafçılığa da yer vermek istedik. GÜTFOTO adına kendi tecrübelerim ile olabildiğince merakınızı gidermeye çalışacağım.

Peki bu film fotoğrafçılığı yani analog fotoğrafçılık nedir?

Analog sözcüğü dilimize Fransızca’dan geçmiş ve İngilizce sözlük anlamıyla “Sürekli (zaman içinde devam eden) bir değeri olan, fiziksel nicelik tarafından temsil edilen sinyaller veya bilgi ile ilişki kurma veya kullanmak”,analog fotoğrafçılık ise bir filmli makine ve film kullanılarak yapılan fotoğraf çekme eylemi anlamına gelmekte.

Tarihte çekilen ilk fotoğraf, bir güvercin yuvası fotoğrafıdır. Fotoğraf 1827 yılında Camera Obscura (karanlık oda) adı verilen bir makine ile çekilmiş. Bu görüntünün yansımanın ötesine geçmesi, kayıt altına alınabilmesi için bir şey gerekiyor tabi. Bunun için cam üzerine gümüş tuzlarından oluşan bir solüsyon sürmüşler ve cam parçasını ışığa duyarlı hale getirmişler. Bu şekilde görüntü ilk defa kaydedilebilir olmuş. Ancak cam kullanım açısından pek pratik bir yöntem olmadığı için görüntünün kaydedildiği madde günümüze fotoğraf filmi adını verdiğimiz plastik şeritler olarak gelmiş.

FİLM NEDİR?

Fotoğrafçılık, sinema, röntgen ve radyografide görüntüyü tespit etmeye yarayan yarı saydam plastik şerittir. Esasını bir plastik şerit üzerine emülsiyon halinde sürülüp kurutulmuş ince, ışığa duyarlı bir tabaka teşkil eder. Bu emülsiyon sürülü şeritler farklı dalga boylarındaki ışıklara karşı farklı tepkimeler verir, böylece fotoğraf meydana gelir.

Geçmişten günümüze kullanılmış olan çok fazla film çeşidi var; negatif filmler, pozitif (dia) filmler, orta format (60mm, 35mm, 16mm, 8mm)filmler.. O kadar geniş bir dünya ki. Günümüzde fotoğraf için en çok kullanılan film ise 35mm olan 135 film ve orta format olan 120 film.

Tahmin edilenin aksine bu filmler yalnızca fotoğraf çekmek için değil; video, sinema filmleri çekimlerinde de kullanılıyor hatta ses bile kaydediyordu. Dünyaca ünlü yönetmenlerden Wes Anderson, Tarantino, Christopher Nolan gibi isimler daha güzel olduğuna inandıkları için hala film ile çekim yapmayı tercih ediyorlar. (bkz: Tenet, 2020) Bu sinema filmleri de plastik film şeritlerine işlenmiş binlerce fotoğraftan, metrelerce film şeridinden oluştuğu için uzun metrajlı film olarak anılmaya başlanmış, zamanla ise kısaca film demek tercih edilir olmuş.

ANALOG MAKİNE ÇEŞİTLERİ

Tarihte üretilen ilk 35mm filmli fotoğraf makinesi 1914 yılında Leica markasının çıkardığı Ur-Leica isimli fotoğraf makinesiydi. Bu makine satışa sunulmak yerine 1. Dünya Savaşı’nı dokümante etmek, savaş propagandası yapmak için kullanılmıştı. 11 yıl sonra ise Leica-I isimli 35mm fotoğraf makinesi satışa sunuldu.

Leica demişken Ara Güler’den bahsetmemek de olmaz tabii ki. 2018 yılında kaybettiğimiz ünlü foto muhabir Ara Güler, kariyerinde çoğunlukla analog fotoğraf makinelerini tercih etmiş, en çok da Leica’nın M serisi 35mm rangefinder fotoğraf makinelerini kullanmıştır. Kendisini onurlandırmak için Leica tarafından Ara Güler’e ‘Master of Leica’ ünvanı verilmiş ve üzerinde kendi imzası bulunan fotoğraf makineleri sınırlı sayıda satışa sunulmuştu. Şimdi sık kullanılan fotoğraf makinesi çeşitlerinden bahsedelim.

SLR(Single lens reflex): Bu fotoğraf makinelerinde sadece bir adet lens (mercek) bulunur. Lensin içine giren görüntü bir ayna yardımıyla vizöre aktarılır. Bu fotoğraf makinelerinin avantajı çektiğiniz fotoğrafı ayna yardımıyla da olsa görüyor olabilmenizdir. Yani vizörde gördüğünüz görüntü hatasızdır.

TLR(Twin Lens Reflex): Bu fotoğraf makinelerinde ise iki adet lens bulunur. Bunlardan birisi görüntüyü filme aktarırken diğeri görüntüyü görmeniz için vizöre, yani ekrana yansıtır. Bu makineler orta format olup 120 film ile kullanılırlar.

Rangefinder: Rangefinder fotoğraf makinelerinde slr fotoğraf makinelerinin aksine görüntü bir ayna aracılığıyla vizöre aktarılmaz. Lensten gelen görüntü direkt filme aktarıldığı için bu makinelerde netlik ayarını yapmak çok daha zordur ve ayarın ölçülerek yapılması gerekir. Vizörde görülen görüntü, makineden açılan ayrı bir pencereden gelen görüntüdür.

Point and Shoot: Bu makinelerde sadece fotoğrafı çekeceğiniz yere işaret ettikten sonra fotoğrafı çekerseniz pozlamayı, netliği makinenin kendisi yapacaktır. Sizin ekstra bir efor sarf etmenize gerek yoktur. Oldukça küçük olan bu makinelerin avantajı hafif olması ve her şeyi otomatik olarak yapmasıdır.

Bunlar dışında sayabileceğimiz onlarca fazla makine çeşidi var belki. Fujifilm Instax makineler ile aşina olduğumuz şipşak/instant fotoğraf makineleri, tek kullanımlık point and shoot olan disposable fotoğraf makineleri, panoramik fotoğraf makineleri, large format fotoğraf makineleri, evde kolaylıkla kendi başınıza yapabileceğiniz pinhole makineler…

Şimdi geldik analog fotoğrafçılığa başlamak isteyen herkesin en çok merak ettiği hususa.

ANALOG FOTOĞRAF MAKİNEMİ NEREDEN, NASIL ALMALIYIM?

Tahmin edeceğiniz gibi 90’lı yıllarda başlayan fotoğrafçılıktaki dijitalleşme sürecinden sonra zamanla analog fotoğraf makinesi üretimi durdu. O yüzden alacağınız makinelerin yüksek ihtimalle ikinci, onuncu, belki yüzüncü sahibi olacaksınız. Yaşanmışlıklarla, anılarla dolu bir makineye sahip olacaksınız. Kusursuz makine bulmanız da zor olacak haliyle. Antika pazarlarında, analog makine satış gruplarında, kenarda köşede kalmış artık yüzüne bile bakmadığımız pasajlarda, Sahibinden -Letgo gibi satış sitelerinde makine kovalayacaksınız. Şanslıysanız belki hali hazırda evinizde ya da bir akrabanızın dolaplarının derinlerinde tozunu alıp kullanmanızı bekleyen bir makine vardır. Bulamadınız diyelim,

Benim size önereceğim makine alabileceğiniz birkaç yer:

-Tek Flaş Hüseyin Usta* / Kızılay Menekşe sokak

-Ayrancı Antika Pazarı / Ankara

-Çayyolu Antika Pazarı / Ankara

-Hayyam Pasajı / İstanbul

-Rıfat Tunç Fotoğrafçılık* / İstanbul

-Feriköy Antika Pazarı / İstanbul

-Facebook analog satış grupları (Ahan da Dükkan Analog Yardım Grubu, Analog Fotograf Makine Pazari, 2. EL ANALOG FOTOGRAF MAKİNASI PAZARI, Hayyam Pasajı 2. EL FOTOĞRAF VE KAMERA gibi gruplar)

-Sahibinden, Letgo gibi 2. el satış siteleri

-Instagram butikleri (ara.vintage, anibalvintage, analogbakkal vb.)

*yıldızlı olarak belirttiğim Rıfat Tunç ve Tek Flaş Hüseyin Usta’dan aldığınız makinelerden pişman olacağınızı düşünmemekle birlikte kendim daha önce Sahibinden ve Letgo’dan da makine alışverişi yaptım ve bir problem yaşamadım. Ancak bu sitelerde, Instagram ve Facebook gruplarında takdir edersiniz ki bir kontrol olmadığından kusurlu makinelere ya da dolandırıcılara denk gelme ihtimaliniz de var. Bu yüzden bu sitelerden alacaksanız bile makineyi önce gözünüzle görüp incelemenizde fayda var. Siz yine de evlerinizin derinliklerinde terk edilmiş fotoğraf makinesi arayıp yakın çevrenize sorup soruşturmayı ihmal etmeyin.

Peki makine alırken neleri incelemeliyiz, hangi noktalara dikkat etmeliyiz?

Öncelikle nasıl bir makine istediğinize karar vermeniz lazım. Yukarıda bahsettiğim makinelerden kendinize en uygun çeşide karar verin. Hangi makine benim kullanım amacıma uygun olur, hangi makine beni mutlu eder, kozmetik olarak daha çok hoşuma gider gibi soruları kendinize sorun. Point and shoot dışındakiler temel fotoğrafçılık bilgisine sahip olmanızı gerektirecektir. Bilmiyorsanız bir süre makineyi kurcalayıp bol bol videolar izleyip yazılar okuyup rahatlıkla öğrenebilirsiniz.

Hayalinizde bir makine çeşidi belirdi diyelim. Bol bol piyasa araştırması yapmaya başlayın. Acele etmeyin, haftalar belki aylarca araştırabilirsiniz. Fiziksel olarak kontrol edebileceğiniz makinelere öncelik verin.

-Lensi söküp ışığa tutun. Lenste fotoğrafı etkileyecek çizikler, lekeler, mantar var mı? Kılcal çizikler olması çok normal bu arada, bizim yaşımızı ikiye üçe katlayan makineler bunlar çünkü. Diyafram bıçaklarını kontrol edin. Diyafram halkasını çevirdikçe bıçaklar açılıp kapanıyor mu bakın.

-Makinenin aynası, vizörü temiz mi? Ayna düzgün çalışıyor mu, takılıyor mu? Vizördeki lekeler fotoğrafı etkilemez bu arada; ama gözünüzü yoracak, fotoğraf çekmekten soğutacak kadar da tozlu olmasına hiç gerek yok.

-Makinenin arka kapağı tam kapanıyor mu, kırık bir yeri var mı? (makinenin arka kapağından hiç ışık girmemesi lazım çünkü.)

-Makinenin perdesi düzgün çalışıyor mu? (Makinenin arka kapağını açıp her enstantane değerinde perde çalışıyor mu, perde hızı doğru mu kontrol edin.)

-Elektronik aksamı düzgün çalışıyor mu? Özellikle pozometre dediğimiz ışık ölçerinin düzgün çalışıyor olması çok çok önemli. Pozometrenin ne olduğundan ise birazdan bahsedeceğim. Şimdilik pozometre hakkında söyleyeceğim şu: pozometrenin iğnesi (ya da bazı makinelerde vizörden ışıklı görünüyor) diyafram halkasını döndürdüğünüzde oynuyor mu, farklı değerlere kayıyor mu?

-Film sarma kolu düzgün çalışıyor mu? Arka kapağı açınca gördüğünüz dişliler sarma kolunu çevirdiğinizde dönüyor mu?

-Makineyi gördüğünüzde,elinize aldığınızda size mutluluk veriyor mu? (Marie Condo rüzgarları…)

Makineyi aldınız, her şey güzel gitti diyelim. Şimdi sırada film almak var.Yukarıda dediğim gibi tonlarca film var piyasada. Renkli, siyah beyaz, belli renk tonlarına daha duyarlı, pozitif, negatif, taze film, bayat film…

En çok sorulan sorulardan birisi de bayat-taze film nedir? Filmler bildiğimiz üzere plastiğe kimyasal solüsyonlar sürülmesi, ışığa duyarlı tabakalar eklenmesi ile üretiliyor. Haliyle bu kimyasallar da geçen süreyle, maruz kaldıkları ısıyla bir bozunma süreci geçiriyor. Her filmin son kullanma tarihi mevcut. Tarihi geçmemiş olanlara taze film deniyor. E peki tarihi geçen filmleri kullanmıyor,atıyor muyuz? Hayır. Bayat filmler de saklanma koşullarına göre taze filmler kadar güzel sonuç verebiliyor. En iyi saklama şekli ise kimyasal tepkimeleri geciktirecek, durduracak olan buzdolabında saklamak. Bazı filmler bozunsa dahi öyle güzel sonuçlar veriyor ki. Kendim de dahil olmak üzere birçok insan bu nedenle bayat film tercih ediyor.

Hangi çeşit film kullanacağınız size kalmış. Nereden alalım derseniz ise yine yukarıda makine için bahsettiğim yerler geçerli. Birkaç yer daha eklemem gerekirse Fujifilm TR web sitesi ve Ankara için Real Color, Tripod Foto, Gözde Color gibi dükkanları önerebilirim.

FOTOĞRAF NASIL ÇEKİLİR?

Önce makinenizi film takmadan bir tanımaya çalışın. Vizöründen çevrenizi izleyin, bulabilirseniz kullanma kılavuzunu okuyun; her tuşu ,düğmesi,kolu ne işe yarıyor öğrenin.

Point and shoot makine aldıysanız işiniz çok kolay, tek yapacağınız filmi makineye yerleştirip kapağı kapatmak ve deklanşöre basmak.

Diğerleri için ise en azından pozlama üçgenini biliyor olmamız gerek.Pozlama üçgeni 3 parametreden oluşuyor: ISO, Diyafram ve Enstantane.Yazının devamında koyduğum şemaları incelemenizi tavsiye ediyorum, konuyu çok iyi özetliyor.

Analog fotoğrafçılıkta ISO’yu film belirler. ISO ise filmin ışığa ne kadar duyarlı olduğunun ölçütü. ISO değeri ne kadar düşük olursa film ışığa o kadar az, ne kadar yüksek olursa o kadar fazla duyarlı oluyor. Düşük ISO’larda daha karanlık, yüksek ISO’larda ise daha aydınlık fotoğraflar çekiyoruz böylece. ISO değerini yükselttikçe ise fotoğrafımızda grain(gren) dediğimiz tozlu bir görüntü meydana gelir.

Diyafram(aperture), objektifimizden girecek ışık miktarını ayarlar. Diyafram bıçakları ne kadar açık olursa objektiften o kadar fazla ışık girer, filmin üzerine o kadar fazla ışık düşer, yine o kadar aydınlık fotoğraflar çekmiş oluruz. Işık miktarını ayarlamanın yanında diyafram, alan derinliğini de belirler. Açık diyaframda net alan daha azdır, blur fazladır. Kapalı diyaframda ise net alan fazla olur.

Enstantane(shutter speed/pozlama süresi), film üzerine düşecek ışığın süresini, perde hızını belirler. Deklanşöre bastığımızda perde, enstantane süresi kadar açık kalır, makineye bu süre kadar ışık girer ve film de o süre kadar ışığa maruz kalır. Aynı zamanda perde açık olduğu süre boyunca film görüntüyü kaydeder. Yani enstantane süremizi kısa tutarsak koşan birini duruyormuş gibi çekebiliriz. Ancak enstantane süremizi uzun tutarsak o süre boyunca olan tüm hareket kaydedileceği için fotoğrafta kaymalar olur. Uzun enstantane değerleri uzun pozlama yapmak için ya da daha aydınlık fotoğraflar çekmek için tercih edilebilir.

Pozlama üçgenini daha detaylı öğrenmek isterseniz kulübümüzden Hüseyin Berke Güçtaş’ın yazdığı Temel Fotoğrafçılık Eğitimi yazısını da okuyabilirsiniz. https://blog.gutfsozluk.com/temel-fotografcilik-egitimi/

ISO tamam, film belirliyor film boyunca sabit kalıyor dedik. Peki diğer değerleri her hava durumuna, mekana göre ezberlemek zorunda mıyız? İşte burda pozometre devreye giriyor.

Pozometre yani ışık ölçer; diyafram, enstantane ve ISO arasında ilişki kurup gerekli miktarda ışığın film üzerine düşmesine yardımcı olan bir mekanizma. Makine üzerinden filmin ISO değerini girip diyafram değerini de ayarladığımızda bize hangi enstantaneyi tercih etmemiz gerektiğini gösterir. Çoğu fotoğraf makinesinin gövdesinde bulunsa da bazı makinelerde çalışmayabilir. Bunun için eksternal pozometre ya da telefonunuzdan pozometre uygulamaları kullanabilirsiniz. Yine de pozometresi çalışan bir makine almaya gayret gösterirseniz büyük bir zahmetten kurtulursunuz. Bunları da öğrendik, sıra geldi filmimizi makineye yerleştirip deklanşöre basmaya. Filmler opak, ışığı geçirmeyen plastik kaplar içinde geliyor. Yine bu kaplar ile birlikte makineye takıp arka kapağını kapatıyoruz ve filmi bitirip geri bu opak kabın içine sarana kadar bir daha asla açmıyoruz. Neden? Çünkü filmler ışığa aşırı duyarlı, zayıf bir ışığa saniyelik bir maruziyet bile filmimizi yakar ve artık kullanılmaz hale gelir. Bu yüzden film banyo işlemleri de ‘Karanlık Oda’ dediğimiz zifiri karanlık odalarda yapılır.

FİLM BANYOSU

Fotoğraflarımızı çektik, filmi bitirdik, çektiğim şeyleri şimdi görebilecek miyim? Hayır. Filmi banyo ettirip bir develop(geliştirme) banyosu yapana kadar filmde hiçbir görüntü olmaz, kahverengi bir plastik parçasından başka bir şey değildir. Filmi makinenin kapağını açmadan kabına geri sararız, makinenin kapağını açıp filmi çıkartırız ve film banyosu yapan bir fotoğrafçıya götürüp banyo-tarama işlemlerini yaptırırız.

Film banyosu çok meşakkatli bir işlem, yeni başlayanların yapması özellikle kendi başlarına karanlık oda kurup bu kimyasalları temin etmesi ise çok masraflı. Bazı üniversitelerin içerisinde karanlık oda var; öğrenciler dilediği gibi kullanıp film banyosu, fotoğraf baskısı yapabiliyor. Maalesef Gazi’de bu bulunmuyor. Bu yüzden film banyosunun ayrıntılarını anlatıp durduk yere heveslendirmek yerine aşağıdaki görselle özetlemeyi tercih ettim.

Pandemi öncesinde bazı karanlık oda atölyeleri oluyordu, ilgilenenler olursa bu atölyeler başladığında GÜTFOTO WhatsApp grubumuzda duyurusunu yapacak olurum.

Film banyo-tarama işlemini nerede yaptırabilirim?

-Ankara’da Real color, Tripod Foto, Gözde Color, Fırat Color’da yaptırabilirsiniz.

-İstanbul’a kargolayabilirsiniz: Rıfat Tunç Fotoğrafçılık (instagram @tuncfotografcilik), Paraflaş Fotoğraf(instagram @seftalianalog), Murat Ticaret (instagram @muraticaret)

-Yolunuz İstanbul Sirkeci’ye düşerse yukarıda yazdığım dükkanlara götürebilirsiniz.

Sirkeci ve Hayyam Pasajı analog fotoğraf deyince akla ilk gelen mekanlar, şayet film ile uğraşacaksanız mutlaka gitmenizi öneririm.

Analog fotoğraflarımı nasıl dijitale aktarabilirim, hepsinin baskısını almak zorunda mıyım?

Banyo için götürdüğünüz fotoğrafçılar filminizi tarayıp size mail olarak ya da bir cd ile vereceklerdir. Baskı almak zorunda değilsiniz tabii ki, içlerinden istediğiniz fotoğrafları seçip  istediğiniz bir zaman bastırabilirsiniz.

Banyo işleminden sonra film şeritlerini almayı, düzgün şekilde saklamayı ihmal etmemenizi öneririm. Fotoğraflarınız dijitalde kaybolduğunda bu filmleri tekrar tekrar taratıp fotoğraflarınıza geri kavuşabilirsiniz.

1 fotoğraf için ortalama kaç lira masraf yapacağım?

Öncelikle belirtmem lazım ki analog fotoğrafçılık masraflı ve gün geçtikçe de masrafı artan bir uğraş. Bir point and shoot makineyi 20-200 lira arasında (muhtemelen evinizde var ise bedava!), ortalama bir SLR makineyi de 300-1000 lira gibi bir fiyata alabilirsiniz. 36 karelik bir fotoğraf filmi ise şu anda ortalama 35-40 lira. Pandemi ile neredeyse iki kat katlandı bu arada film fiyatları maalesef. Banyo tarama masrafı ise bir 35mm renkli film için 15-25 lira civarında. İstanbul’da rekabet daha fazla olduğu için daha uygun. Daha sonra fotoğraflarınızı bastırmayı tercih ederseniz 10×15 bir fotoğraf baskısı ortalama 1 lira.

Her şeyi anladık, peki neden analog çekmeliyiz?

-20 liraya dahi makine bulabilirsiniz.

-Makineler çok daha sağlam ve uzun ömürlüdür.

-Sabretmeyi öğretir.

-Her zaman sürprizlerle dolu. Aynı markanın aynı çeşit iki filminden bile filmin saklanma koşullarına göre farklı sonuçlar elde edebilirsiniz.

-Sınırlı sayıda pozunuz olduğu için bir kare üzerine çok daha fazla uğraşır, kafa yorarsınız. Daha değerli fotoğraflar elde edersiniz.

-Fotoğraf konusunda daha titiz olursunuz.

-Çektiğiniz fotoğrafları sürekli kontrol etmek yerine bulunduğunuz ana ve mekana odaklanırsınız. (kontrol edemiyorsunuz çünkü.)

-Günümüzde makine ve filmler hala ulaşılabilir; banyo, tarama, baskı işlemleri kolay.

-Temel fotoğrafçılık bilgisini bilmeniz gerektiği için kısa sürede öğrenmeye mecbur kalırsınız.

-Analog makine taşıdığınızda dijital dünyadan biraz da olsa uzaklaştığınızı hissedersiniz.

-Filmin kendisi çektiğiniz her kareye kendi karakterini yansıtır, güzelleştirir.

-Işık ve renkler konusunda daha çok bilgi sahibi olmanızı sağlar.

-Negatiflerinizi sakladığınız sürece fotoğraflarınız asla kaybolmaz.

-Konuşmaktan asla bıkmayacağınız bir hobi edinmiş olursunuz. (benim gibi yani)

Aşağıdaki fotoğraf örneklerinde aynı sahnelerde kullanılmış dijital ve analog makinelerin nasıl fotoğraflar çıkardığını karşılaştırabilirsiniz.(İlk fotoğraflar dijital makinelerle,sonraki fotoğraflar ise analog makinelerle çekilmiş.)


Analog serüvenimde edindiğim bilgileri, tecrübeleri elimden geldiğince bu yazıda aktarmaya çalıştım. Eksik bulduğunuz, daha fazla merak ettiğiniz konular için kulübümüz ile ya da direkt benimle (@betulsfilm instagram hesabımdan ) iletişime geçebilirsiniz.

Sağlıcakla kalın.

#filmisnotdead

KAYNAKÇA

https://www.cameramanuals.org/minolta_pdf/minolta_x-300.pdf

Daha Fazla Göster

Betül Çakır

an analog girl in a digital world

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu