FARKINDALIK

ORGAN NAKLİ VE ORGAN NAKLİNİN TEMELLERİ

   Kanope’nin ilk blog yazısı karşınızda! Bu yazımızda amacımız hem organ-doku nakli ile ilgili genel bilgileri, hem de nakillerin geçmişten günümüze nasıl geliştiğini sizlere sunabilmek. Çok eski tarihlerde bile izlerine rastlayabileceğimiz bir konu olan organ nakli, bu zamanları takiben çok önemli gelişmelerle birlikte günümüzdeki halini almış ve halen gelişmeye devam etmekte. Şimdi biraz organ naklinden bahsedelim ve sonra bu merak uyandırıcı serüveni birlikte incelemeye başlayalım.

Organ nakli; vücutta görevini yapamayan bir organın yerine canlı bir vericiden veya ölüden alınan sağlam bir doku veya organın nakledilmesidir. Son yıllarda büyük gelişmeler yaşanmasına rağmen organ naklinin aslında en büyük sorunlarından biri, nakledilecek organın temini. Bu teminin temel dayanağı ise organ bağışı. Organ bağışı ise; kişi hayatta iken, hür iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına onay vermesi ve bu durumu belgelendirmesidir. 18 yaşını aşmış, akli dengesi yerinde olan herkes organ-doku bağışında bulunabilir. Fakat bağış yapılmış olsa bile her ölümden sonra organ nakli mümkün değildir. Yalnızca yoğun bakım ünitelerinde solunum cihazına bağlı olarak ölen, yani beyin ölümü gerçekleşen kişilerin organları nakledilebilir.

   Peki organ naklinin temelleri neler? Nasıl gerçekleşti? Tarihte dönüm noktaları nelerdir?

20.YY ÖNCESİ

Organ ve doku naklinin tarihçesi sandığımızdan çok daha eskilere dayanıyor. Yunan, Roma, Çin, Hindistan mitolojilerinde bile yer aldığı görülebilir. Yunan mitolojisinde ilaç, zehir ve büyü tanrıçası Medea’nın, bir ihtiyara kan nakli yaparak ona gençlik ve kuvvet aşıladığı anlatılır. Hristiyanlık efsanelerinde de organ nakline rastlanılmaktadır.


Organ ve doku naklinin tarihçesi sandığımızdan çok daha eskilere dayanıyor. Yunan, Roma, Çin, Hindistan mitolojilerinde bile yer aldığı görülebilir. Yunan mitolojisinde ilaç, zehir ve büyü tanrıçası Medea’nın, bir ihtiyara kan nakli yaparak ona gençlik ve kuvvet aşıladığı anlatılır. Hristiyanlık efsanelerinde de organ nakline rastlanılmaktadır.

Efsanelerin yanı sıra, Hindistan’da bundan 2000 yıl kadar önce, yüzdeki kusurları örtmek için vücudun diğer kısımlarından alınan parçalar nakledildiği bilinmektedir. M.Ö. 500’lü yıllarda ise Çinli bir doktor olan Pien Ch’ioa’nun iki askerin kalbini karşılıklı değiştirme girişiminde bulunduğu ve yine Çinli bir doktor olan Hua-Tu’nun hasta organları sağlıklı organlarla yer değiştirdiğine dair yazılı kayıtlar bulunmaktadır.

16. yüzyılda İtalyan cerrah Gaspare Tagliocazzi tahrip olmuş bir burnu koldan hazırlanan pediküllü bir flep ile birleştirerek burun rekonstrüksiyonunu gerçekleştirmiştir ki, bu yöntem günümüzde halen kullanılmaktadır. Organ nakli ile ilgili ilk bilimsel çalışmaları yapan kişi ise 18. yüzyılın ünlü cerrahı John Hunter’dır. Organ naklini hayvanlar üzerinde denemiştir. Bu denemeler genellikle otogrefttir. 1818 yılında İngiliz bir kadın doğum uzmanı olan James Blundell tarafından doğum sonrası kanaması fazla olan bir anneye kocasından alınan kan başarılı bir şekilde nakledilmiştir. Bu olay, tıp tarihinde insandan insana ilk başarılı doku nakli olarak kayıtlara geçmiştir.

   Eski çağlardan beri süregelen, hastalıklı organların çıkarılıp yerine sağlıklı organların yerleştirilmesi ile tedavi arzusu, günümüz organ naklinin temelini oluşturmuştur.

20.YY SONRASI

20.yüzyılın başlarında, tam olarak 1902 yılında Avusturyalı Emerich Ullmann ve Fransız Alexis Carrel, birbirlerinden habersiz köpeklerde transplantasyon yapmayı denediler. İlk olarak Carrel, iki ayrı birey arasında yapılan organ naklinde, doku uyuşmazlığının ortaya çıktığını; fakat bu nakil, bireyin kendi vücudu içerisinde yapılırsa, bu durumun ortaya çıkmadığını fark etti. Daha sonra damarların dikilmesi ile ilgili teknikleri geliştiren Carrel, bu tekniği organ ve doku nakillerinde de başarıyla uyguladı. Geliştirdiği bu teknik, onun 1912 yılında Tıp Nobel Ödülü almasını sağladı.

İlk kornea nakli 1905 yılında Doktor Eduard Zirm tarafından yapılmıştır. Hasta operasyondan sonra eskisi gibi görmeye başlamıştır. Operasyonun o tarihte başarılı olmasında kornea nakillerinde doku uyumunun aranmamasının da payı büyüktür.

Dünyada ilk akrabalar arası (tek yumurta ikizleri) başarılı böbrek nakli 1953’te Murraytarafından gerçekleştirilmiştir. Kendisi bundan dolayı 1990’da Nobel Ödülü almıştır.

1967’de Güney Afrika’da Dr. Christian Barnard tarafından ilk kalp nakli yapılmış, ancak alıcı sadece 19 gün yaşayabilmiştir. 1968’de yapılan ameliyatta ise alıcı 594 gün yaşamış ve bir rekor kırmıştır.

1900’lerin sonlarında çalışmalar iyice hızlanmıştır. 1983’te ilk tüm akciğer, 1995’te ilk laparoskopik canlı donör nefrektomisi gerçekleştirilmiştir. 2005’te ilk başarılı kısmi yüz nakli, 2006’da ilk başarılı penis nakli, 2010’da ise ilk başarılı tam yüz nakli gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’de ise ilk organ nakli girişimi 1962’de Dr. Kemal Beyazıt tarafından yapılan kalp naklidir, ancak nakilden sonra hasta ölmüş ve nakil başarısız sayılmıştır. 1975’te Dr. Mehmet Haberal tarafından bir anneden oğluna böbrek nakledilmesi ile ilk başarılı organ nakli gerçekleştirilmiştir. Ölüden ilk böbrek nakli 1978’de, ölüden ilk karaciğer nakli 1988’de, ilk başarılı kalp nakli 1989’da gerçekleştirilmiştir. Akdeniz Üniversitesi böbrek transplantasyonu ve diğer solid organ transplantasyonlarındaki başarılarına 2010 yılında ilk çift önkol naklini, 2011 yılında dünyada ve Türkiye’de ilk uterus naklini, 2012 yılında ise Türkiye’de ilk yüz naklini ekleyerek, ülkemiz ve transplantasyon tarihine önemli katkılar sağlamışlardır.

   Çok eskilerden itibaren organ naklinin gelişimini inceledik, peki günümüzde organ nakilleri nasıl gidiyor?

GÜNÜMÜZ

Günümüzde nakli yapılan organ ve dokular arasında kalp, kalp kapakçığı, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas, ince bağırsak, kornea, tendon, yüz ve saçlı deri, kol, bacak, kas dokusu, üst solunum, üst sindirim yolları, kemik iliği, uterus, kıkırdak ve kemik yer almaktadır. Gerekli olan organ veya doku bir kadavradan sağlanabileceği gibi verici genetik yapısı uyan ve organ bağışında bulunan sağlıklı bir insan da olabilir. Canlıdan nakillerde; yaşayan bir insan böbreklerinden birini veya karaciğerinin bir kısmını ihtiyacı olan bir hastaya vermesi durumunda verici olarak tanımlanır ve transplantasyon gerçekleşir. Kadavradan organ naklinin gerçekleşebilmesi için vericinin beyin ölümünün gerçekleşmesi gerektiğini söylemiştik. Bu, bağış sayıları yeterli olsa bile nakiller gerçekleşemeyebilir demek. Çözümü ise yetersiz olan bağış sayılarının, nakil bekleyen sayısından çok daha fazla olması gerektiği. Resimde ülkemizin 2019 ortasındaki durumunu görmekteyiz. Verilere göre 26.524 hastadan sadece 2.881’inin nakilleri sağlanabilmiş.

  Her dönemin önemli bir konusu olan organ naklinin günümüzde başarılı sonuçlar vermesi, yetersiz sayıdaki organ bağışının önüne geçememektedir. Peki organ bağışının önemini anladık, nasıl organlarımızı bağışlarız ona da değinelim ve yazımızı sonlandıralım.

İl veya İlçe Sağlık Müdürlükleri, Devlet Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Özel Hastaneler, Aile Hekimliği Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri’nde ilgili birime ulaşarak bir form doldurup organlarınızı bağışlayabilirsiniz. Organ bağış kartı olup olmadığı bakılmaksızın beyin ölümü gelişmiş tüm vakaların aileleri ile mutlaka görüşülür. Bu görüşme organ nakil koordinatörü tarafından gerçekleştirilir. Aile onayı olmadan hiç kimsenin organları alınamaz ve kullanılamaz. Bağış yapıldıktan sonra vazgeçilmesi durumunda, bu yeni kararı aile ile paylaşmak, E-Devlet sistemi üzerinden bağışı iptal etmek ve organ bağış kartını imha etmek yeterlidir.

 Gelecek yazılarımızda daha ayrıntılı bilgiye ulaşabileceksiniz, zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz, diğer yazılarımızda görüşmek üzere…

Yazar: İlayda ÇELİK

KAYNAKÇA

  1. T.C. Sağlık Bakanlığı, Türkiye Doku ve Organ Bilgi Sistemi (TODS), https://organ.saglik.gov.tr
  2. Bezinover, D., Saner, F. Organ transplantation in the modern era. BMC Anesthesiol 19, 32 (2019). https://doi.org/10.1186/s12871-019-0704-z
  3. Diniz, G., Tugmen, C., Sert, İ. Türkiye ve Dünyada Organ Transplantasyonu. Tepecik Eğit. ve Araşt. Hast. Dergisi, 2019; 29(1): 1-10
  4. Altıntaş, K. Organ Bağışı ve Nakli, Konak Dergisi, 2019; Sayı:4, 126-133
  5. Taşkın A, Organ ve Doku Nakillerinde Hekimin Cezai Sorumluluğu, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 1996.
Daha Fazla Göster

KANOPE

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kan ve Organ Bağışı Topluluğu

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu