PSİKOLOJİ

Koronasomnia

Bu yazı bir MDedge yayını olan CHEST® Physician‘da “Coronasomnia: Pervasive sleeplessness, self-medicating raise concerns of sleep experts” adı ile 22 Ocak 2021 tarihinde yayımlanmış olup, sizin için Türkçeye çevrilmiştir. Keyifli okumalar.

1 yıldır bütün dünyayı adeta felç eden COVID-19 salgınının sayıca en çok kişiyi mağdur eden etkisi uyku kalitesinin düşmesi olabilir. Araştırmalar, salgının en geç normale dönecek etkilerinin uyku bozukluklarından kaynaklanan fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklar olacağını öngörüyor. Zira salgın başladığından beri yapılan anket ve araştırmalarda deneklerin çok büyük bir kısmının uyku kalitesinde klinik olarak anlamlı değişiklikler gözlemlendi.

Örnek vermek gerekirse, Kudüs İbrani Üniversitesinden Uri Mandelkorn’un Nisan 2020’de 49 ülkeden toplam 3062 katılımcı ile yaptığı araştırmada katılımcıların %40’ı salgın öncesine göre uyku kalitelerinde bir düşüş olduğunu, %58’i ise uyku kalitesinden şikayetçi olduğunu belirtmiş. Araştırmayı gerçekleştiren uzmanlar bu kesitsel araştırmanın neticelerini şöyle yorumlamış:

“Bu araştırmayla anlıyoruz ki özellikle belirli gruplar uyku düzenlerinin ve kalitesinin bozulmasına, bunu müteakiben de uyku takviyeleri kullanmaya daha meyyal. Kadınlar, geçim güçlüğü çekenler ve katı tecrit uygulamalarına maruz kalanlar; sağlık çalışanları bu grupların uyku bozukluklarından kaynaklanacak fiziksel ve psikolojik problemlere özel ihtimam göstermeli.”

Uyku, az yahut çok

Az önce bahsettiğimiz araştırmanın yazarlarından David Gozal, Missouri Üniversitesinde uyku bozuklukları üzerine uzmanlaşmış bir çocuk göğüs hastalıkları uzmanı, salgının insanların uyku düzeninde birbiriyle çelişen etkilerinin olduğunu vurgulamış:

“Salgının ve tecrit uygulamalarının başlarında insanların çoğu işini kaybetme korkusundan yahut geçim kaygısından muzdarip değildi. Maddi bir stres yaşamadan evde oturuyorlardı ki bu hayat kaliteleri için olumlu bir gelişmeydi. Bu yüzden o dönemde insanlar daha fazla uyuyabildiklerini ve daha da önemlisi eskiye nazaran çok daha gerçekçi rüyalar gördüklerini belirttiler. Ancak zorunlu evde kalma uygulamaları arttıkça insanların kademeli olarak uykuya dalmakta zorlanmaya başladıklarını, uykularının bölündüğünü ve bunların neticesinde hipnotik ilaçlar kullanmaya başladıklarını gözlemledik. Bu ilaçların kullanımı %20 artmış durumda.”

Benzer sonuçlar Birleşik Krallık’ta 843 yetişkin ile yapılan bir araştırmada da gözlemlenmiş: Katılımcıların %70’i uyku düzenlerinde bir değişiklik olduğunu ve %46’sı salgın öncesine göre gün içinde daha uykulu olduğunu beyan etmiş. Uyku kalitesinden tatmin olanların oranı ise sadece %45. Ayrıca araştırmaya katılanların üçte ikisi ruh sağlıklarının salgından etkilendiğini, çeyreği ise tecrit süresince alkol tüketimlerinin arttığını belirtmiş.

COVID-19’un toplumun uyku düzeni üzerindeki etkileri muhtemelen kendisinden daha sonra geçecek. The Lancet’ta yayınlanan bir araştırmaya göre Wuhan’daki Jin Yin-tan Hastanesinden taburcu olan 1655 hastanın %26’sı hastalıktan 6 ay sonra dahi uyku bozukluklarından muzdaripti.

Öz Tedavi

Ottawa Üniversitesinde yardımcı doçent olan Tetyana Kendzerska, 3 Nisan-24 Haziran 2020 tarihleri arasında 5525 Kanadalı ile yaptığı araştırmada uyku ilaçlarının kullanımının ciddi miktarda arttığını gözlemlemiş:

“Araştırmayı tamamladığımızda katılımcıların %27’si reçeteli yahut reçetesiz bir şekilde uyku ilacı kullanıyordu, %8’i ise salgın öncesine göre daha yüksek dozda/sıklıkta uyku ilaçlarına başvurmak zorunda kaldığını belirtti.”

Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi Başkanı Dr. Kannan Ramar, ABD’de insanların en çok yöneldiği reçetesiz çözümlerin melatonin takviyeleri ve sedatif özelliği ile öne çıkan birinci kuşak antihistaminiklerden olan difenhidramin (Benadryl) olduğunu belirtmiş. Ancak bu çözümler hastaların sorunlarına sempomatik bir tedavi sunduğu için verimleri oldukça düşük:

“İnsanların kendi kendilerini tedavi etmeye çalışmalarını kesinlikle tavsiye etmiyorum. Zira bir uzman tarafından insomniadan muzdarip olduğunuz tasdik edilmiş olsa dahi, bilmediğiniz ve belki de insomnianızın müsebbibi olan bir başka rahatsızlığınızı tanıdan mahrum bırakabilirsiniz, örneğin gece uyanmanızın ve hatta daha ilk başta uykuya dalmakta güçlük çekmenizin sebebi obstrüktif uyku apnesi olabilir. Sebebini bilmeden uyku sorununuzu çözmeye çalışmak, -eğer varsa, ki muhtemelen var- altında yatan bir uyku bozukluğunuzu tedavisiz bırakacağı gibi ne kısa vadede derdinize deva olacaktır, ne de uzun vadede.”

Olası Nedenler

Dr. Gozal, araştırmada belirtilmese de başka yayınlardan ulaşılabileceği üzere COVID-19’lu hastalarda yoğun bir uyku problemi gözlemlendiğinin altını çizmiş: “COVID-19’u atlatan hastaların pek çoğu -bunlara hafif bir baş ağrısı ve ateş dışında hiçbir semptom göstermeyenler de dahil- iyileştikten sonra uzunca bir süre gün içinde eskiye nazaran daha uykulu olduklarını ve geceleri 2-3 saat daha fazla uyuduklarını söylüyor. Bu tablonun tersine de rastlıyoruz, önceden 7-8 saat uyurken iyileştikten sonra uykuya dalmakta zorlandığını ve ancak 4-5 saat uyuyabildiğini belirtenler de var.”

Şu anda elimizde olan veriler uyku problemlerindeki bu artışı hastalığın fizyolojik etkilerine dayandırmaya yeterli değil, hastalık ve salgın kaynaklı stresin etkisini izole edemiyoruz. Dr. Gozal COVID-19 süresince artan insomnia vakalarının evde kalma uygulamaları yüzünden azalan doğal ışık maruziyetine, geçim ve sağlık konularındaki endişelere ve depresyonla da alakalı olabileceğinin altını çizmiş. Yine de elimizde bu sorunların sebebini COVID-19’un fizyolojik etkilerine bağlayabilecek birtakım bulgular mevcut. Journal of Experimental Medicine’de yayınlanan bir araştırmada SARS-CoV-2 virüsünün nöronlara bağlanarak nöronların ve komşu hücrelerin metabolizmasında değişikliklere yol açabildiğinin keşfedilmesini Dr. Gozal şöyle yorumluyor:

“Tahminim bu etkinin daha çok depresyon ve anksiyete gibi uyku sorunlarına gebe ruh sağlığı problemlerine yol açtığı yönünde. Sıklığı konusunda şüphelerimiz olsa da virüs beynimizin uykuyla ilgilenen kısımlarını da direkt etkiliyor ve bu yol ile az yahut çok uyumak gibi sorunlara yol açıyor olabilir.”

Uyku ve Bağışıklık

Shakespeare’in “incinmiş ruhların merhemi” olarak tanımladığı uykunun bağışıklık sistemi için ne denli kıymetli olduğunu Dr. Ramar şöyle açıklıyor:

“Uyku ve bağışıklık birbirine eşlik eder, yeterli ve kaliteli uyku kişinin bağışıklık sistemine ciddi miktarda olumlu etkide bulunur. Hepatit A ve B aşılarından ve yeni araştırmalara göre grip aşılarından bildiğimiz üzere, eğer insanlar aşılanmadan önce ve sonra yeterli düzeyde uyursa bağışıklık sistemlerinin aşıya karşı yeterli tepkiyi oluşturma şansı yükseliyor. Aynı senaryonun COVID-19 aşıları için de geçerli olduğunu düşünmek kulağa çok mantıklı geliyor, ancak şimdilik elimizde yeterli veri yok.”

Dr. Kendzerska ise bu konuyu şu şekilde yorumluyor: “Her ne kadar şu anda bunu COVID-19 hakkında kesinkes söyleyemesek de süreğen uyku sorunlarının insanların enfeksiyona yatkınlığını artırdığını yahut iyileşme süreçlerini zorlaştırdığını biliyoruz. Araştırmamızda şu neticeye ulaştık, bilinen öbür etmenlerin yanı sıra bir kronik hastalıktan muzdarip olmak da salgın sırasında yeni uyku sorunlarının oluşmasına sebebiyet verebiliyor. Uyku sorunlarının COVID-19 enfeksiyonu yahut onun semptomları ile olan alakasını ayrıca incelemedik, elimizdeki sürekli veri sayesinde ileride bu soruyu da incelemeyi düşünüyoruz.”

Ne Yapılmalı?

Bu makalede görüşlerine yer verdiğimiz üç uzman da insomniadan muzdarip hastalar için ilaç tedavisinden ziyade gevşeme egzersizleri ile stresi kontrol altına almanın ve bilişsel davranışçı terapinin daha faydalı olacağı konusunda hemfikir.

Dr. Ramar ilaçların bilinçsiz kullanımına dikkat çekiyor: “Bütün ilaçların, evet reçetesiz satılanlar da dahil, birtakım yan etkileri vardır. Ayrıca eğer bilmeden kullandığınız ilaç bir uyarıcı ihtiva ediyorsa (örneğin antihistaminik ve psödoefedrin kombinasyonları) bu muhtemelen var olan uyku sorununuzu daha da kötüleştirecektir.”

Dr. Kendzerska melatonin gibi kronobiyotik tedavi yöntemlerinin sirkadiyen ritimle alakalı bozukluklar yüzünden uyku sorunlarından muzdarip hastaların kullanması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca hipnotik ilaçların kısa vadeli çözümlerinin de ancak ve ancak son çare olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Kendzerska salgın sırasında uyku ilaçlarına başlayanların yahut dozlarını artıranların yakın gelecekte bu ilaçlara olan bağımlılıklarını çözmek için tıbbi yardıma ihtiyaç duyabileceklerini öngörüyor.

Uyku tıbbı uzmanları dinlendirici bir uyku için uyku hijyenini sağlamanın temel koşullarını bize tekrar hatırlatıyor: düzenli yatma ve kalkma saatleri, COVID-19 da dahil sizi strese sokacak haberlerden uzak durma, alkol ve kafein içeren içeceklerin tüketimini azaltma, elektronik cihazları yataktan uzak tutma ve düzgün beslenme ile sporun da yer aldığı sağlıklı bir yaşam tarzı.

İleri Araştırmalar

Uzmanların en çok şikayetçi olduğu nokta araştırmalarını ve tedavilerini yönlendirecek verilerin eksikliği. Dr. Gozal COVID-19’un merkezi sinir sistemi üzerindeki etkileri hakkında hala neredeyse hiçbir şey bilmediğimizi söylüyor. Dr. Ramar ise COVID-19’u atlatan hastalar hakkında yeterli araştırma yapıl(a)madığından muzdarip: “COVID-19 sonrası vücutta neler oluyor ve bu iyileşmeyi nasıl etkiliyor? Bu mühim soruya doyurucu bir cevap verebilecek kadar verimiz olduğunu hiç zannetmiyorum. Yorgunluk, uyku bölünmesi ve hatta ateş gibi semptomlar hastalığı atlattıktan sonra bile uzun süreler devam edebiliyor. Ayrıca tedavi edilmemiş uyku bozukluklarının gün içinde de rahatsızlık vermeye devam ettiğini bildiğimiz için, özellikle bu semptomlardan muzdarip kişilerin en azından aile hekimlerine gözükmesini şiddetle tavsiye ediyorum.”

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu