PSİKOLOJİ

HİSLER VE DUYGULAR AYNI DEĞİLDİR

Bunca zamandır sen de “his” ve ”duygu” kelimelerini eş anlamlı mı sanmıştın? Bizi yanıltan sözlüklerdeki karşılıklar ama bu yazıyla doğru bilinen bir yanlışa ışık tutacağız.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki duygu ve his kelimelerinin; farklı olduklarına inanıp inanmamak ya da cümlede kullanımlarına dikkat edip etmemek tamamen senin kararın. Çünkü yayımlanmış bilimsel yazılarla ikisinin farklılıklarını açıklasak bile bu iki kelimeyi TDK sözlüğünde ne yazık ki eş anlamlı olarak görmeye devam ediyoruz. Ama doğruyu bilmek her zaman iyidir, değil mi?

Sırayla farklılıklarına bir bakalım.

1) Duygu ve his arasındaki en temel fark kısaca: Zaman.
Duygular, ani oluşumlarıyla karakterizedir. Zira vücudun alarm ve hayatta kalma sistemini temsil ederler. Duygular, spesifik bir uyaranın yorumlanması sonucu salgılanan kimyasallar ile oluşan tepkimelerdir. Beynimizin uyaranı tanımlaması ¼ saniye, kimyasalı üretmesi ise bir  ¼ saniye daha sürer. Bu arada duygu kimyasalları, yalnız beynimizde değil, tüm bedenimizde serbest bırakılırlar ve beyin ile beden arasında bir tür geri bildirim döngüsü oluştururlar.  Bunlar toplamda 6 saniye kadar sürer. Oysa bir his yavaş yavaş gelişir. Öyle ki hisler; günler, haftalar, aylar ya da belki de yıllar boyunca mevcut olabilir ve değişebilirler. Hisler, duyguyu bütünlemeye, onun hakkında düşünmeye ve onu içselleştirmeye izin vermeye başladığımızda olandır. Bir süreç sonucu var olurlar. Bir hissiyata sahip olmak için; olan olay hakkında düşünmek (duyguyu değerlendirmek), nasıl davrandığımız üzerine düşünmek ve böylece durumun psikolojik açıdan ayrıntılarına inmek gerekir. Duyguların bizde bıraktığı izler hislerin temelini oluşturur. Hisler “kavramsal olarak doymuş olandır”. Sıklıkla duygu karışımı ile beslenir, duygulardan daha kalıcı olur ve daha uzun süreli olarak varlığını sürdürürler.

Ayrıca aslında hem fiziksel hem de duygusal olarak duyumsamak kavramları için “hissetmek” fiilini kullanırız. Mesela fiziken temas ile sıcak hissettiğimizi söyleyebiliriz ama aynı zamanda duygusal olarak da bir şeye karşı sıcak hissedebiliriz. Bu aslında “his” kelimesine dair bir ipucudur, duyumsadığımız bir şey olduğunu vurgular. Fakat bu fiziki kullanımında, duygu kalıntılarına eklemeyle yavaş gelişen ve zihinde düşünce sarmalıyla zamansal işleme boyutundan muaftır. Bu sebeple yazı boyunca kastedilen hisler, yalnızca duyusaldan oluşan değil, duygusal kalıntıya da sahip hislerdir

2) Otomatik olma ve sebebe dayalı olma

Duygular vücudumuzdaki hızlı tepkimelerle otomatik gerçekleşirken hisler otomatik gerçekleşmez, zihinde çeşitli etkenlerle nedene bağlılık gözetir.

3) Duyguların ve hislerin beyinde kaynak yerleri farklıdır.

Duygular, çoğunlukla limbik sistemden ve beynin en ilkel kısmından kaynaklanır. Öte yandan, hisler beynin ön lobundan meydana gelir. Başka bir deyişle, hisler soyut düşünceden kaynaklanır. Ancak duygular doğuştan gelir. Ayrıca her ne kadar garip görünse de, sahip olabileceğimiz maksimum duygu sayısı kısıtlıdır. Ancak sahip olabileceğimiz maksimum his sayısında bir sınır yoktur. Hisler zihnimizce sınırsız bir şekilde üretilebilir.

Duyguları psikofizyolojik olarak tanımlarken, hisleri sözlü olarak tanımlarız. Hisler, olayları ve duyumları yorumlama şeklimizden kaynaklanır. Bununla birlikte, duygular sinir sistemimizin tepkilerinden (sempatik ve parasempatik) ötürü meydana gelir.

4) Duygular çok yoğundur ama hisler bizi o kadar kolay ele geçirmez, gücü daha kontrollüdür.

Duygular, doğuştan gelen bir temel tetikleyici ve motivasyon sistemi oldukları için çok yoğun ve güçlüdürler. Temel ve evrensel duygular: Sevinç, kızgınlık/öfke, korku, şaşkınlık ve üzüntüdür. Şaşkınlık hariç diğer temel duygular bizi hareket etmeye ya da hareketi sonlandırmaya teşvik eder. Şaşkınlık farklı olarak nötr bir duygudur ve bu duygunun işlevi tetikte kalmamızı sağlayıp neler olup bittiğinin farkına varmamıza yardımcı olmaktır. Hisler ise zihinde soyut düşünce zincirleriyle beslendiklerinden hislerin kontrolü daha kolaydır. Yani duygulara karşılık hisler, kişi için daha yönetilebilirdir.

İkisi arasındaki farkı anlamak, sağlıksız davranışlarımızı değiştirmemize ve hayatımızda daha fazla mutluluk ve huzur bulmamıza yardımcı olabilir. Duygular ve hisler aynı madalyonun iki yüzüdür ve bir bağlantı taşısalar da çok farklı kavramlardır. Aralarındaki farklılıklar nedeniyle bu deneyimleri yönetmenin de farklı yolları vardır. Duygular bağlantıyı kesmeyi gerektirirken (örneğin, öfkeyi arttırmaktan ve kontrolü kaybetmekten kaçınmak için), hislerin özümsenmesi ve yönlendirilmesi gerekir. Her halükarda, hem duyguları düzenlemek hem de hisleri yeniden yorumlamak mümkündür ve bu sayede daha iyi bir psikolojik sağlığa sahip olabiliriz.(Bigman, Sheppes & Tamir, 2017)

Hislerin bizi ulaştırdığı zihinsel ve içsel dünya; sonsuzluğuyla bize güzellikler katabilir, duyguların yaşattıkları hayatımıza renkler sunabilir. Fakat bize ait olanların bizi ele geçirmesine izin vermeden onları düzenlemeyi öğrenmek en iyisi gibi gözüküyor

Benim yazacak daha çok cümlem var. Ama senin okuyacak zamanın var mı?



KAYNAKÇA


Daha Fazla Göster

Beyza Güvendik

Yaşamak için inanılacak masum fikirler, tutunulacak güzel duygular, mücadele edilecek acı gerçekler var.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu