KÜLTÜR-SANAT

CAPİTOL HALKININ SORUNU NE?

“Fakirler her zaman en kötüyü yaşıyor.”

Açlık Oyunları okunması da izlenmesi de keyifli bir bilimkurgu yapıtı. Seride Panem ismindeki ülke 12 mıntıka ve mıntıkaları yöneten Capitol adındaki başkentten oluşuyor. Yıllar önce çıkan mıntıka isyanı sonucu 13. mıntıka Capitol tarafından yerle bir ediliyor. İsyanın sonuçlarını hatırlatması içinse mıntıkalardan bir kız ve bir erkek olmak üzere her yıl birer çocuk haraç seçiliyor. Seçilen 24 haraç bir arenada ölümüne savaşıyor ve hayatta kalan son haraç Capitol’ün zenginliğiyle ödüllendiriliyor.

Seride mıntıkalar birbirinden farklı refah seviyelerinde. Capitol’e yakın olan 1. ve 2. mıntıkalar daha iyi durumdayken diğer mıntıkalar açlıktan ve hastalıktan kırılıyor. Capitol’de ise herkes lüks içinde hayatını sürdürüyor. Öyle ki mıntıkalarda insanlar açlıktan ölürken Capitol’de daha fazla yiyebilmek için insanlar kusmaya çalışıyor.

Capitol teknolojik olarak da son derece gelişmiş durumda. DNA’yı istedikleri gibi manipüle edebiliyorlar. Halüsinatif zehre sahip arılar, kurt ve ölen haraçların DNA’larının karışımıyla oluşturulmuş köpekler, insan boyunda gül kokusu yayan kertenkeleler ve daha bir çok mutantı dakikalar içinde oluşturabiliyorlar. Peki bu teknolojiyle açlığı bitirebilecek, mıntıkalara daha iyi koşullar sağlayabilecekken neden yapmıyorlar?

Bir an için Monopoly oynadığınızı düşünün. Fakat bu oyunda başarılı olmanızı sağlayan beceri, yetenek ve şans kombinasyonu hayatta olduğu gibi alakasız. Çünkü bu oyun hileli ve avantaj sizde. Daha fazla paranız, tahtanın etrafında daha fazla dolanma fırsatınız ve kaynaklara daha fazla erişiminiz var. Böyle ayrıcalıklı bir oyuncu olmak diğer oyuncular ve kendiniz hakkında düşündüklerinizi nasıl değiştirir? Paul Piff’in U.C. Berkeley kampüsünde yaptığı bir çalışma bu sorunun cevabını arıyor.

Laboratuvara 100’den fazla yabancı çift getirilmiş ve yazı tura ile iki kişiden birisinin hileli oyunda zengin oyuncu olarak belirlenmiş. Zengin oyuncu iki kat fazla para almış. Başlangıcı geçtiklerinde iki kat fazla gelir elde etmiş ve bir değil iki zarı da atmaları sağlanmış böylece tahtada daha fazla dolanma imkanları olmuş. Olanlar 15 dakika boyunca gizli kameradan izlenmiş ve oyun ilerledikçe iki oyuncu arasında dramatik farklar belirdiği görülmüş. Zengin oyuncu tahtanın etrafında elindeki piyonu adeta vurarak daha gürültülü bir şekilde hareket ettirmeye başlamış. Zengin oyuncular arasında daha çok egemen tavırlar, güç gösterisi ve şölen havası gözlenmeye başlanmış. Daha sonra masanın kenarına bir kase kraker bırakılmış ve tüketim davranışları izlenmiş. Zengin oyuncular daha fazla kraker yemeye başlamış. Oyun devam ettikçe daha dramatik ve ilginç olaylar belirmeye başlamış. Zengin oyuncular açıkça diğerine karşı daha kaba ve fakir oyuncuların kötü durumuna karşı daha az hassas olmaya ve ne kadar iyi oynadıklarını daha çok göstermeye başlamışlar. 15 dakika sonunda oyun hakkındaki deneyimleri hakkında konuşmaları istenmiş. Zengin oyuncular, ister istemez kazandıkları bu hileli oyun hakkında konuştuklarında mülklerini satın almak için ne yaptıklarını ve bu başarıyı nasıl elde ettiklerinden bahsetmişler. Ve onları en başta rastgele ayrıcalıklı konuma getiren yazı tura olayı da dahil, bu gibi farklı olgulara karşı gittikçe umursamaz olmuşlar. Bu deney zihnin ayrıcalığı nasıl anlamlandırdığı hakkında bize bir fikir veriyor. Bu konu hakkında yapılan daha düzinelerce çalışma var. Çalışmaların kesiştiği nokta da şu ki kişinin varlık seviyesi arttıkça, merhamet ve empati duyguları azalıyor.

Başka bir çalışmada zengin ve fakir toplum üyeleri laboratuvara getirilmiş ve her birine 10 dolar verilmiş. Katılımcılara 10 doların isterlerse kendilerinde kalabileceği, isterlerse de bir kısmını kimliği belirsiz bir yabancı ile paylaşabilecekleri söylenmiş. Yılda 25.000 ila 15.000 dolar arasında geliri olay bireyler, yılda 150.000 ila 200.000 dolar gelir elde eden bireylerden %44 daha fazla para vermişler.

Diğer bir çalışmada katılımcılara çocuklar için ayrıldığı belirtilmiş şeker kavanozundan ne kadar şeker almaya eğilimli olduklarına bakılmış. Kendini zengin hisseden katılımcılar, kendini fakir hisseden katılımcılardan 2 kat daha fazla şeker almış.

Arabalar üzerinden yapılan bir çalışmadaysa farklı tür araba sürücülerinin yasayı daha az veya daha çok çiğnemeye eğilimli olmaları incelenmiş. Bu çalışmada sürücülerin yaya geçidinden geçen birine yol verip vermedikleri incelenmiş. Bu 3 gün boyunca yüzlerce araç için yapılmış ve sadece kimin durup durmadığına bakılmış. Varılan sonuç ise, arabanın pahalılığı arttıkça sürücünün yasayı çiğneme eğiliminin de arttığı olmuş. Başka çalışmalardaysa varlıklı bireylerin yalan söylemek, iş yerinden para çalmak gibi etik olmayan davranışları onaylamaya daha yatkın oldukları saptanmış.

Bütün bu çalışmaları incelediğimizde varlıklı ve güçlü bireylerin etik değerlerinin körelebildiğini  görüyoruz. Bu durum varlıklı bireylerin, kendi zenginliğini korumak için yaptıkları her davranışın haklı olduğu yanılgısına düşmelerine sebep oluyor.

Sonuç olarak Capitol halkı yıllardır üst düzey bir zenginlik içerisinde yaşarken, mıntıkalardaki halk açlıkla boğuşuyor. Aradaki uçurum Capitol’ün mıntıkaları anlamasını imkansız hale getiriyor. Zenginler zenginliklerini korumak için arenada çocuk öldürmeyi bile kabul ediyor. Yaptıklarını bir ahlaksızlık olarak değil içinde bulundukları durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak görüyorlar ve ne yazık ellerindeki bütün bu teknoloji basit bir psikolojik yanılsamaya kurban gidiyor.

“Ama sanırım, eviniz mis gibi taze ekmek kokarken bazı şeyleri sorgulama ihtiyacı duymuyorsunuz.”

KAYNAKÇA:

Açlık oyunları serisi

Paul Piff: Para İnsanı Bozar Mı?

Resim: Digitalspy.com

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu